10 PARMAĞINDA 10 MARİFET OLAN ECE VAHAPOĞLU ARTIK ÇİÇEĞİ BURNUNDA BİR ANNE. SAĞLIKLI YAŞAM KONUSUNDA DA UZMAN OLAN VAHAPOĞLU SORULARIMIZI YANITLADI.

Women’s Style : Yurtdışında çok iyi üniversitelerde işletme ve uluslararası İlişkiler eğitimi almışsınız. Peki “ Sağlıklı Yaşam” kavramı hayatınıza ne zaman girdi? Bu alanda uzmanlaşmaya nasıl karar verdiniz?
Ece Vahapoğlu: Yurtdışında üniversitede okurken de sağlıklı yaşar ve spor yapardım. Profesyonel hayata atıldığımda da iş dışında mutlaka spora giderdim. 30’lu yaşlarımın başında wellness alanında daha bilgilenmeye ve uzmanlaşmaya başladım. Türkiye’de ve yurtdışında eğitimler aldım, sertifika programlarına katıldım, bol bol araştırdım okudum, kitaplar yazdım, seminerler verdim. Bilinçli spor yapıp doğru beslendim. 10 senedir de profesyonel iş olarak özel ve kamu sektöründe sağlıklı yaşam alanında projelerde yer alıyorum. Aynı zamanda yoga eğitmeniyim ve lisanslı atletim. Bu alanda 4 kitabım var; yenisi de yolda. Tutkum gerçek olduğu için kendiliğinden ciddi bir işe dönüştü.

W.S : Çok yönlü isim olarak Mesleğiniz nedir dediklerinde sıralamanız nasıl oluyor?
E. V. : Yazar, Sunucu, Wellness Eğitmeni şeklinde oluyor. Araya Yoga Eğitmeni, Sporcu, Moderatör, Konuşmacı, Influencer, Girişimci… da eklenebilir düşünün. 23 yaşından beri kitap yazıyorum; şimdi 41 yaşındayım. Yine benzer şekilde 25 yaşından beri gerek TV gerekse organizasyonlarda sunuculuk yapıyorum.

W.S: Fit 21 koleksiyonunu çıkarma fikri nasıl gelişti; koleksiyonunuzun benzerlerinden farkı nedir?
E.V. : Düzenli spor yaptığım ve sosyal medyada paylaştığım için her seferinde renkli giyinmek istiyordum; ancak istediğim gibi gerçekten şık ve rahat kıyafetler bulamıyordum. Bir de yarışlarda koşarken renkli koşu çorabı arıyordum ki zor bulunuyordu. Ben bu düşüncelerdeyken büyük bir internet sitesinden benim adımla spor koleksiyonu yapma teklifi geldi. Bir sezonluk anlaştık. Her şeyi ben tasarladım; modelleri oluşturduk; onlar ürettirdi. Sonraki sezon kendi kanatlarımla uçmaya başladım. A’dan Z’ye tüm kurumsal kimlik, tasarımlar, üretim, satış ve pazarlama ile ben ilgilendim. Markamız 2 yaşını geçti; ilk senesinde hemen tanındı, çok sevildi. Fit21 ulaşılabilir fiyatlarla yerli kaliteli üretim ve dikkat çekici renkler sunuyor. Nefes alan kumaşlar kullanıyoruz. Kadın koleksiyonu ile başladık; şimdi hamile, emzirme ve çocuk koleksiyonlarımız da var.

W.S : Henüz çiçeği burnunda bir annesiniz. Oğlunuz Efe sizi ne kadar değiştirdi?
E. V. : Aceleci, sabırsız ve bireysel yaşayan biriydim. Evlenmekle zaten aynı evde eşimle yaşamaya başlamıştım. Oğlumuz bana sabrı öğretti; başkasını benden çok düşünmeyi öğretti. Önce o beslensin, o uyusun, o rahat etsin… öncelik hep o bu ara. Henüz çok küçük tabii ama 3.ayımıza yaklaşırken artık dışarıdaki iş ve spor programlarımı ona göre ayarlıyorum.

W.S : Efe’ye bir kardeş düşünüyor musunuz?
E. V. : Hamileyken doğumdan hemen sonra bir kardeş daha yaparız diye düşünüyorduk. Meğerse eve canlı bir bebek gelince işler değişiyormuş. İlk ay gece gündüz uykusuz ve yorgundum; bir bebek bile yorucuydu. Zamanla bebekli yaşama alıştıkça seneye 2.bebek fikrini yeniden değerlendireceğiz.

W.S : Eşiniz bebek bakımında size yardımcı oluyor mu yoksa herşeyi ben yapmalıyım diyenlerden misiniz?
E. V. : Kocam emzirme dışında neredeyse her konuda bana çok destek oluyor. Efe ikimizin bebeği; babası da o sevgisini ve ilgisini veriyor. Bakımıyla ilgileniyor. Aramızda zaman zaman ben daha iyi bilirim fikir ayrılıkları oluyor ama gayet uyumlu gidiyoruz.
W.S : Bir gününüz nasıl geçiyor? Sabah kaçta kalkarsınız; sırasıyla neler yaparsınız?
E. V. : Bebek olmadan önce de erken kalkan erken yatan biriydim. Bebekle sabah saatim biraz daha erkene alındı. Sabah 6-7 gibi Efe uyanmış oluyor; tabii ben de. Fırsat bulursam sabah duş alıyor ve öyle emziriyorum. Emzirme sonrası ben kahvaltı ediyorum. Efe’yi uyuttuktan sonra bir saat spora gidiyorum. Gün içinde mailleşmeler ve telefonları hallediyorum. Görüşmeleri evime yakın yapıyorum. Dijital işlerim için çekimleri genelde evde yapıyorum. Instagram ve youtube kanallarımı aktif kullanıyorum. Dengeli besleniyorum; sağlığımı ihmal etmemeye çalışıyorum. Akşam bebeğin banyosu ve uyuma ritüelleri ile ilgileniyorum. Eşimle biraz yabancı dizi izleyip sonra yine erkenden uyuyorum.
W.S : Gerçekten hep “doğru” mu besleniyorsunuz; tatlı kaçamaklarınız yok mudur? Olursa ne yapıyor nasıl tolere ediyorsunuz?
E. V. : Genel olarak sağlıklı besleniyorum ama strese sokacak kadar zor bir diyet planım yok. Bitter çikolata evde hep bulunur. Emzirirken de hurma, bal, pekmez gibi doğal tatları tercih ediyorum. Evde şekersiz, unsuz sağlıklı tarifler denerim.
Anne tarafım Boşnak; trileçe tatlısını severim. Kazandibi severim. Nadiren de olsa tatlı yiyorum ve çoğunlukla sağlıklı beslendiğim ve spor yaptığım için vücudum tolere ediyor.

W.S : Son olarak bu kadar başarılı, çok yönlü bir kadın olarak hemcinslerinize ne demek istersiniz; malum pekçok kadın sadece ‘anne’ kimliğiyle yetiniyor?
E. V. : Sevdiğiniz işi yapın ve sevdiğiniz kişilerle olun. Hepimizin bir seçim iradesi var.

Röportaj: Banu Aygün