Türk sinema ve tiyatrosunun duayen ismi Müjdat Gezen yaklaşık 60 yıllık sanat hayatında hep mualif kimliği ile anıldı. Her zaman doğru bildiklerini söylemekten çekinmeyen Gezen’e göre ise günümüzde kadınlar hor görülüyor ve böyle giderse görülmeye devam edilecek.

Bu sistemde kadını öne çıkartmıyoruz

Röportaj Ecem Saral Fotoğraf Barış Hasan Bedir

Women’s Style: Yeni müzikaliniz Pera heyecanla bekleniyor… Hem sizin gibi bir ustayı hem de Cüneyt Arkın, Gönül Yazar gibi kıymetli isimleri izleyeceğiz. Ayrıca Şebnem Schafer, Ayşe Kırca gibi daha genç yetenekler de var. Bu kadar ünlü ismi bir araya getirmek zor olmadı mı?
Müjdat Gezen: Zor oldu ama onlar benim dostlarım olduğu için kırmazlar beni ve bu kadro ortaya çıktı.
WS: Maşallah hiç durmuyorsunuz. Eminim sıradaki projeniz hazırdır. Bazen “yeter artık azıcık da tembellik yapayım” dediğiniz oluyor mu? Bu kadar enerjinin sırrı nedir?
M.G: Evet hazır. Doğrusunu istiyorsan Mayıs sonunda Haziran başında bir gemiye biniyorum gidiyorum. Akdeniz gezisi yapıyorum. Genellikle öyle dinleniyorum. Sonra Kilyos’ta bir yazlığım var. Orada köpeklerim, geniş bahçe, deniz… dinleniyorum. Ama tabii yoruluyorum açıkçası, giderek yaştan dolayı daha da çabuk yorulmaya başladığımı söyleyebilirim.

WS: Hiç televizyon izliyor musunuz ? Bu kadar dizi olması sektör bakımında artı mı eksi mi?
M.G: Valla dizilere meraklı o kadar çok kişi var ki, diziye müptela olup dizi izliyorlar. Ama tiyatronun kemik seyircisi var ki o değişmiyor. O sadakatini her zaman gösteriyor. Ve tiyatroya geliyor. Mesela bizim hem Mustafa Kemal oyununda hem Pera oyununda bir aylık biletlerimiz satıldı.
WS: Uğur Dündar ile lise yıllarına dayanan dostluğunuz var. Bizim bilmediğimiz bir anınız mutlaka vardır. Anlatır mısınız?
M.G: Valla o kadar çok anımız var ki… Anı dediğin zaman, yazıya döküldüğünde pek iyi olmuyor. Ama lafla yüz yüzeyken anlatıldığı zaman etkili oluyor. Bazı şeyler vardır ki ille de o ağızdan çıkan sözcükler olmalı. Kelimeler harfe dökülüp, matbaaya girdiğinde değerini de kaybediyor.
WS: Türkiye’de sanat gerçekten hak ettiği değeri görüyor mu?
M.G: Tabii ki görüyor. Hiç kuşkunuz olmasın. Siz doğru düzgün gerçek bir şeyi yaparsanız eğer ki tiyatrolarda bu yapılıyor. Artık tiyatrolarda seyirci eskisinden de fazla ciddiye alınmaya başlandı. O kadar ciddiye alınmaya başlandı ki prodüksiyonların yapımları 300 – 400 bin liraları bulmaya başladı. Bizim sahnedeki dekorumuzda adeta oraya küçük çapta şehir kuruluyor. Galata Kulesi’nden tutun çevrelerindeki camiilere- kiliselere oradaki meyhanelere kadar orada ki çeşmelere binalara kadar Barış Dinçer tarafından yapıldı. Çok kostüm gitti. 300 parçaya yakın kostüm gitti. Aksesuarlar şunlar bunlar ciddiye alırsanız seyirci de ciddiye alıyor ve geliyor. Siz ciddiye almazsanız olmuyor.
WS: Türkiye’de kadın gücüyle ilgili ne düşünüyorsunuz? Kadın olması gerektiği yerde mi sizce?
M.G: Bu içinde bulunduğumuz sistem zaten kadını hiçbir zaman lafta ön plana çıkartıyormuş gibi gösteriyorlar ama sistem kadını 17 senedir kadını hor gören dışında ne yapmış ki? Gayet açık! Niye bunların bu kadar arttığını hiç merak etmiyor mu insanlar? Ediyor ve görüyor. Zaten bu insanların gözünde kadının çok değeri yok.
WS: Sosyal medyanın da etkisi var mıdır sizce?
M G : Bence vardır. Sosyal medyayla ben ilgili değilim. Ama vardır. Ama asıl içinde bulunduğumuz sistem kadını, insanı, çocuğu, hayvanı ve ağacı hepsini hor görüyor.
WS: Dizi ve filmler de oyuncuların yüksek fiyat alması tiyatroya olan ilginin azalmasını etkiliyor mu?
M.G: Dizilerde oynayan oyuncular var. Hem de başrol oynayanlar var. Yedi Kocalı Hürmüz’de İlker Ayrık ile Birce Akalay ikisi de iki ayrı başrol oynuyorlar. Hatta birisi yarışma ve film de yapıyor. Ama tiyatroya geldiklerinde çok güzel oynuyorlar. Yani aktörüne bağlı. Tiyatro kökenli ise sorun olmuyor.
WS: Çok değerli öğretmenleriniz var. Okulunuza öğretmen seçmede seçim kriterleriniz oluyor mu?
M G: Öğretmen seçerken de öğrenci seçerken de daima mutlaka insan sevgisiyle direkt olarak ilgiliyiz. “İnsan sevmekle başlar her şey “ der Sait Faik Abasıyanık . Evet! Bir insanı seviyorsan o zaman mesleği seviyorsun. Bence sevilerek yapılan çöpçülük sevilmeyerek yapılan aktörlükten iyidir.
W S: En çok hangi oyununuzu “iyi ki de oynamışım “ dediniz?
MG: Valla iyi ki de oynamamışım dediğim oyun çok yok. Yani oynadık. Eskiden ödenekli tiyatrolarda ve özel tiyatrolarda çalışırken ne verirlerse o rolü oynuyorduk. Şimdi ben neyi istersem onu oynuyorum artık. 60 yıldan sonra seçme hakkını kendime tanıdım.
WS: Son olarak sizin de Women’s Style Türkiye okuyucularına söylemek istediğiniz var mı?
M.G: Çok teşekkür ediyorum. Sorularınız güzel ve bana bu güne kadar çok sorulmamış sorulardı. Onun için mutlu ettiniz beni. Teşekkür ederim size, okurlarınıza da sevgilerimi saygılarımı söylüyorum.