Sesiyle dikkat çeken, görünüşü ile sert bir yapıya sahip olan, çalışkanlığıyla hayatın akışına yön veren bir isim; Günseli Deniz. Manevi dünyasını duygularıyla bulan şarkıcı, hayatın siyahını da beyazını da yoğun yaşıyor…

Röportaj: Ecem Saral
Women’s Style Türkiye: “Gide Gide” babanızın çocukluğunun türküsü olduğunu söylemiştiniz. Çocukluğunuzdan bu yana evinizde nasıl bir müzik ortamı oldu?
Günseli Deniz: Çok fazla müzikle iç içe bir aile ortamında büyüdüm. Hayatın doğal bir parçasıydı, paralel gidiyordu. Çocuk doğuştan mı aileye getiriyor yoksa anne babanın enerjisi mi buna dönüştürüyor bunu bilemem ama rahatlıkla söyleyebilirim ki günlük hayatımızın bir parçasıydı o yüzden başka türlüsünü hiç deneyimlemedim. Şu gün şu yaşta evde ortam yine aynı.
W.S.: Sert ve disiplinli yapınızın altında ki Günseli’yi çok merak ediyoruz. Bize biraz anlatır mısınız?
G.D.: Sert ve disiplinli olduğum konular işle ilgili konular. İşte düzenli olmak, organize olmak, proaktif olmak ve en önemlisi iyi niyetli olmak gibi konularda eksiklik görmediğim sürece hoşgörülü ve sabırlıyım bile diyebilirim. Yoğunluktan, çok koşturmaktan, fazla yorulmaktan korkmam. Dışarıdan mümkün değilmiş gibi görünür, şaşırırlar ama hep bir şekilde altından kalkmışımdır. Şu anda da öyle yoğun bir dönem yaşıyorum ve bu kararlı yapıda olmasaydım altından kalkamazdım. Manevi dünyamda ise duygularımla daha iç içeyim ama mantık parantezinden çıkacak kadar değil. Yaş aldıkça bunlar kendiliğinden yerini buluyor.


W.S.: Önceki albümünüzde Sezen Aksu, Ozan Bayraşa, Mustafa Ceceli, Erdem Kınay ve Emrah Karaduman gibi ünlü isimlerle çalışmıştınız. Bu isimlerle tekrardan bir araya gelmeyi düşünüyor musunuz?
G.D.: Tabii ki. Hepsiyle birebir çalışıp, vakit geçirip işlerini de takip edince müzikal anlayışını, tarzını, katacağı rengi iyi biliyorsun ve hangi proje kime emanet edilmelidir konusunda belli bir algın oluşmuş oluyor. Tekrar bir araya geleceklerim var saydığınız isimler arasında.
W.S.: Kalbe dokunan derin bir sesiniz var. Aynı zamanda Los Angeles’ta da kariyeriniz için önemli eğitimler aldınız. Bu bilgilerinizi bir müzik okulunda eğitim vererek paylaşmayı ya da kendi müzik okulunuzu açmayı düşündünüz mü?
G.D.: Ben bir şeyi bilmek ile öğretmek arasında çok büyük fark olduğunu düşünüyorum. Üniversitelerde profesörler dışarda iş adamlarının yaptıklarını derste anlatıyorlar, ama kendileri sahaya çıkıp yapmıyorlar çünkü o bilgiyi aktarmaktan, yeni nesillere teslim etmekten keyif alıyorlar. Herkesin zevk aldığı, misyon edindiği taraf farklı. Ben uygulamayı seçtim.
W.S.: Duygularınızı yoğun yaşar mısınız?
G.D.: Biraz fazla yoğun yaşıyorum ama güzel duyguları yoğun yaşama taraftarıyım. Hayat kötü duyguları yoğun yaşayacak kadar uzun değil. Olumsuzun üzerinde durmayıp ona dikkat ve enerji vermemeyi öğrendim. Baktığınızda görmüyorsanız o orda değildir. Benim algım benim gerçeğim. Benim gerçeğim de tek gerçek. Bunu bildiğinizde her şey kolaylaşıyor.

W.S.: Yağmurlu bir günde sakince oturup geri dönmek isteseniz ne zaman neden dönmek isterdiniz😊?
G.D.: Hayatımın bir dönemine dönmekten ziyade, çok daha önceki yıllarda yaşamak isteyebilirdim. Ben bayağı geç doğmuşum diye hissedenlerdenim. Her şeyin eskisini daha çok seviyorum.
W.S.: Aşk acısı mı söz yazdırır yoksa mutlu bir güneşli gün mü?
G.D.: İkisi de yazdırır. Hep acıdan da beslenilmez, hep mutluluk olursa da manası kalmaz. Siyah var diye beyaz güzel.
W.S.: Yakında yeni bir hayat başlıyor sizin için evleniyor ve Amerika’ya gidiyorsunuz? Neler hissediyorsunuz bu süreçte ve gelecekle ilgili? Hazırlıklar nasıl gidiyor?
G.D.: Hazırlıklar çok yoğun ve çok koşturmalı geçiyor. Üzerine yeni projelerimizin bir bir çıktığı ve çıkacağı günlere denk gelmesi de pandeminin bize başka bir hediyesi oldu. 1,5 sene hayat durup da birden açılınca böyle oluyor ama ben bu yoğunluğu o evde oturduğumuz günlere defalarca tercih ederim, hiç bana göre değildi o kapanmalar. 🙂 Amerika’ya gidip gelmek benim için çok büyük değişiklik olmayacak. Projeler de devam edecek. İki ülkeli yaşamım da aynı seyredecek. Sanırım değişen tek şey medeni durumum oluyor. Hareketli ve yer değiştiren bir yaşam şekli beni hep beslemiş, bir yerde sıkılmaya fırsat bulmadan tekrar seyahat etmek, yer değiştirmek hep beni mutlu ve motive tutmuştur. Bunun dışında oradaki teknik ve müzikal imkanları, çalışacağım prodüktörleri düşünürsek işime çok katkısı olacağını düşünüyorum.