Şimdi onun hakkındaki tüm bildiklerinizi unutun, ön yargılarınızı bir tarafa bırakın… Seray Kaya ile ilgili tüm ezberinizi bozmaya hazırlanın! Oyunculuğa yaklaşık altı yıl önce başladı. Kariyer basamaklarını sakin ama emin adımlarla çıkan Seray Kaya, ekranların en popüler dizilerinden Kadın ile gündemimize oturdu. Kadın dizisinde, her gün kötülük yapmayı kendine görev edinen, psikolojik sorunları olan Şirin’i öyle başarılı bir şekilde canlandırıyor ki sokakta onu görenler “biraz iyi olmayı deneyin” bile diyormuş. Asla unutamayacağım dediği bu hikayesini gülümseyen gözlerle anlatan Seray Kaya; içtenliği, sevgi dolu kalbi ve şirin mi şirin tavırlarıyla bizi kendine hayran bıraktı. Eminim ki bu röportajı okuyup onu daha yakından tanıyınca siz de bana hak vereceksiniz. İşte, karşınızda Seray Kaya…

Oyunculuğa nasıl başladınız?
Küçük yaşlardan itibaren oyuncu olmak istiyordum ama o dönemlerde cesaretim yoktu. 19 yaşımdayken “yapmak istiyorum bu işi” dedim. Önce aileme danıştım ama onlar sıcak bakmadılar bu isteğime. Oyunculuğa karşı önyargıları vardı. O dönemler oyunculuğun televizyondaki imajı kötüydü. Ayrıca sektörden hiç kimseyi tanımıyorduk ve ailede daha önce bu işi yapmış olan kimse yoktu. Onlar karşı oldukları için Sadri Alışık Kültür Merkezi’nde, ailemden gizli iki yıl eğitim aldım.
Peki durumu nasıl idare ettiniz?
Gizli gizli eğitim aldığım için çok zorlandım. Çünkü bazen evden çıkmak için izin alamıyordum. Derslere giderken ya bahane bulmam ya da yalan söylemem gerekiyordu. Aynı zamanda da çalışıyordum. Çoğunlukla işi bahane ediyordum zaten. Oyunculuk görüşmelerine gitmeden önce rolü tuvalette gizli gizli, kendi sesimi duymadan çalışıyordum. Verimli olmuyordu tabii… Doksan sekiz görüşmeye gittiysem doksan sekizinden de ağlayarak çıktım. Daha iyisini yapabileceğimi biliyordum çünkü… Böyle durumlarda insan aile desteği istiyor. “Haydi kızım bol şans” demelerini bekliyor. Ancak oyunculuğa başladıktan sonra ailemin desteğini görebildim.
Ailenize iki yıl boyunca hiç mi bir şey söylemediniz?
Hiç söylemedim. İlk projem Huzur Sokağı netleşince söyledim.
Nasıl tepki verdiler?
Çok büyük tepkiler bekliyordum. Hatta arkadaşıma tembih ettim, aileme açıklama yapmadan önce… Eğer benden haber alamazan polisi ara dedim. Ev cezası vermelerini veya telefonumu elimden almalarını bekliyordum. Aileme Huzur Sokağı’nda oynayacağımı söylediğimde, babam döndü ve “tamam kızım, bu kadar istiyorsan arkandayım” dedi. Annem de kaygılarından dolayı bana destek olmadığını itiraf etti. O geçen iki yıl için üzüldüler tabii.
Huzur Sokağı’nın ilk bölümünü ailenizle izlediğiniz an nasıldı?
Babamın ve annemin gözleri doldu. Bense utana utana izledim. Kendimi izlemek çok garip geldi. Açıkçası ailemle dizimi izlemek, sete çıkmaktan daha heyecanlıydı benim için.

Yeni jenerasyonun Erol Taş’ı benim
Şirin karakterinin duygu geçişlerini öyle başarılı sağlıyorsunuz ki ona kızdığımız halde bir yandan da üzülüyoruz. Bana göre bunun sırrı yetenekli olmaktan öte bir şey…
Hayalimdeki rolü oynuyorum. Yıllardır şizofren bir kızı oynamak istiyordum. Hatta böyle bir rol gelmez diye kendim senaryo yazdım. O süreçte çok araştırmıştım. Doktorlara danışmış, kitaplar okumuştum… Beyazperdede hayal ettiğim birikimimi şimdi Şirin’e aktarıyorum. Rolün bu kadar doğal ve samimi çıkmasının sebebi budur.
Şirin karakteri nedeniyle sokaktan nasıl tepkiler alıyorsunuz?
Seni öldürmek ve boğmak istiyoruz diyenler oluyor, hemen ardından da ama çok tatlısın diyorlar. Sette başıma çok ilginç bir olay geldi, sanırım hiç unutamayacağım. Çekim sırasında bir hanımefendi yanıma geldi. “Bu rolü seçmek için çok düşündün mü?” dedi. Severek kabul ettim, dedim. Şirin’i seviyorsunuz yani öyle mi, dedi. Bana inatla hesap sordu (Gülüyoruz). Ekip arkadaşlarım bile çok şaşırdı. Ardından biraz iyi olmayı deneyin, dedi ve gitti (Gülüyoruz). Şirin ile ilgili iyi bir şey duymadım henüz. Erol Taş ile kıyaslanıyorum ve bu benim çok hoşuma gidiyor. Yeni jenerasyonun Erol Taş’ı benim.

Geç oyuncular “sevilirsem daha popüler olurum” diye düşünüyorlar
Sanıyorum ki bu kulvarda rakibiniz yok (Gülüyoruz).
Çünkü genç oyuncular kötü karakteri oynama riskine girmiyorlar. Kariyer planları açısından riskli buluyorlar. Sevilirsem daha popüler olurum diye düşünüyorlar. Ben bu durumu eleştiriyorum ve bu bir risk ise evet bu riski alıyorum. Ben herkese hitap etmek istiyorum ve tam o noktadayım.
Rolünüz sizi tatmin ediyor yani…
Tabii ki… Bir gün eve gittim, duvara bakıyordum, annem geldi. Ne oldu kızım, dedi. Yoruldum diye karşılık verdim ve ağladım. Bu aslında benim için başardığımın kanıtıdır. Yoruldum cümlesini kuramamış olsaydım, rolümden bu kadar tatmin olmazdım.
Asla oynamam dediğiniz bir karakter yok mu?
İçimdeki Seray’a güvendiğim için her rolü oynarım. Benim için önemli olan şey karakterlerin hikayelerinin beni etkilemesi sadece… Hissetmezsem kabul etmem.
Bu durum, yani her şeyi hissetmeye çalışmak sizi zorlamıyor mu?
Psikopat gibi davranan, krizler geçiren ve kötülük yapan bir kızın ruhunu hissetmek zorluyor, yoruyor. Eve gider gitmez Şirin’in kıvırcık saçlarını yıkıyorum. Şirin saçıyla gezmek istemiyorum, o ruh halinden çıkabilmek için… Oynadığım karakterlerin içine girerim, kendi ruh halimi umursamam. Belki bu profesyonellik değil ama ben bu şekilde başarılı olduğuma inanıyorum.

Kadınların kimseye ihtiyaçları yok
Dizideki Bahar karakteri engellere rağmen güçlü duran ve kadın olmanın zorluklarını tam anlamıyla yaşayan bir karakter. Peki siz kadın olduğunuz için engeller yaşadınız mı?
Kendi istediklerimi yapmayı seven biriyim. Ailem veya toplum hayallerimin önüne set koyduklarında sert yüzümü gösterebiliyorum. Öfkeleniyorum ve kestirip atabiliyorum. Bu hayat benim ve ona göre yaşamalıyım. Hep böyleydim. Kadın olduğum için bana yapılabilecek olan haksızlıklara boyun eğmem. Sonucu ne olursa olsun yalana, iftiraya ve haksızlığa tahammülüm yoktur. Haklı insanlar bazen dünyada bedel ödeyebilir. Ben de ödeyebilirim ama zamanı geldiğinde hak ettiğimi kazanacağımı bilirim.
Fakat her kadın sizin gibi duramıyor yaşadıkları karşısında…
Erkek egemenliğinde olan bir toplum olduğumuz için kadınlara maalesef söz hakkı verilmiyor. Doğduğumuzdan itibaren babanı, ağabeyini ya da çocuk yaşta evlendirildiğimiz adamı dinle diye eğitiliyoruz. Bu tavırları 30’lu yaşlarımızda görmeye başlasak, isyan bayrağını direkt kaldırırız zaten, çünkü bizim kimseye ihtiyacımız yok. Biz şehirde yaşayanlar şanslıyız ama biz bile bastırılıyoruz. Çocukluktan itibaren “sen yapamazsın”lar ile büyüyoruz. Bu da özgüvensizlik, güvensizlik ve yapamayacağım korkusunu oluşturuyor. Bazılarımız bunu aştı, bazılarımız aşamadı. Aslında sadece kadınlar dünyayı güzelleştirebilir. Belki de bunu bildikleri için izin vermiyorlar.
Kendinizi güçlü buluyor musunuz?
Biz kadınlar güçlü görünürüz ama içimiz yıkık, döküktür ve bunu göstermeyiz. Aslında ben kırılgan ve narin de biriyim. Kavga edemem mesela… Kavga ettiğimde hep ağlarım. Bu benim en sevmediğim özelliğim. Bu yüzden kendimi savunamıyorum ve insanlar karşısında güçsüz görünüyorum. Pes ettiğim, hayatla baş edemediğimi düşündüğüm zamanlar oldu… Dibi görmeden ayağa kalkamayan bir karakterim. Sonuna kadar yaşarım ve ayağa kalktıktan sonra daha da güçlenirim.
Dibi görmenin size kazandırdığı şeyler oldu mu?
Kendi değerimin farkına varmamı sağladı. Eskiden karşımdaki insanın sevdiği şeyleri ve mutluluğunu önemserdim. İnsanların bunu çok güzel kullandıklarını gördüm. Bu durum Seray Kaya’yı unutmama bile neden oldu. Artık değerimi biliyorum.
Sizi en çok ne yapmak motive eder?
Sevdiklerimle, hayvanlarımla bir arada olmak… İçinde sevgi olan şeyler beni motive eder.

Serenay Sarıkaya’nın tarzını beğeniyorum
Yoğun iş temponuzdan kalan zamanlarda neler yapıyorsunuz?
Köpeklerime, aileme ve arkadaşlarıma zaman ayırıyorum. Bir yandan da oyunculuğumu geliştirmek için şan, piyano, İngilizce ve resim eğitimi alıyorum.
Peki alışverişe çıkar mısınız?
Alışveriş yapmayı seviyorum ama marka takıntım yok. Kendi tarzıma uygun mağazalardan alışveriş yapıyorum. Bit pazarından bile bir şeyler alabilirim. Sadece her kadında olduğu gibi ayakkabı ve çanta takıntım var (Gülüyoruz). Bu huyumu sevmiyorum, bana görgüsüzlük gibi geliyor. Aynı modelden bir ya da iki tane olması yeterli ama bazen ben bunu pek beceremiyorum.
Çanta ve ayakkabılarınızın hepsini kullanabiliyor musunuz?
Genelde çok yıpratmadan hediye ediyorum. En azından ziyan etmiyorum.
Kıyafet konusunda da takıntılı mısınız?
Sabit bir tarzım yok. İyi hissettiğim şeyleri giyiyorum. Salaş ve sade giyinmeyi seviyorum. Gece dışarı çıkacak olsam bile sportif şık olmayı tercih ediyorum.
Şirin renkleri sevmiyor. Üzerinden çıkarmadığı siyah bir parkası var. Sizde durum nasıl?
Normalde sabit renkler kullanıyordum. Şirin sayesinde bu yaz renkli giyineceğim. Çünkü artık renkli parçaların pozitif enerji verdiğine inanmaya başladım.
İhtişamlı bir geceye katılacaksınız ve hatta o gecede ödül alacaksınız. Nasıl bir kombin ve makyaj tercihi yaparsınız?
Sade olmayı tercih ederim. Makyajımdaysa kırmızı rujum mutlaka olur. Bu konuda Serenay Sarıkaya’yı örnek alıyorum. Galalarında çok güzel giyiniyor. Öyle bir gece olduğunda tabii ki bir bakarım Serenay Sarıkaya ne giymiş diye (Gülüyor).

Açıklıyoruz: Seray Kaya’nın orijinal saçları düz!
Herkes merak ediyor… Orijinal saçlarınız kıvırcık mı?
Binlerce mesaj alıyorum bu konu hakkında… Saçlarım normalde düz. İnsanlar bunu kabul etmek istemiyor galiba (Gülüyoruz).
İzleyiciler aralarında, Şirin işte şu kıvırcık saçlı kız diyorlar… Bence Şirin’le bütünleştiler. Peki, Şirin saçına kavuşmak için ne yapmamız lazım?
İnanın çok uğraşıyoruz saçımla… Sete gitmeden önce ıslak saçımı köpüklüyorum ve vigo ile iyice kıvırcıklaştırıyorum. Sette maşa ile saçımı son haline getiriyoruz. Sadece maşa 35 dakika sürüyor. Setteki kuaför arkadaşımla artık Şirin aniden saçlarını kazıtsa diyoruz tabii (Gülüyor). Şirin saçını denemek isteyenlere tavsiyem saçlarına maşa yapmamaları yönünde olur. Saçlarına köpük sürsünler ve vigo ile kıvırcıklaştırsınlar ki saçları zarar görmesin. Ama ben rolüm için her şeyi yaparım tabii(Gülüyoruz).
Saçınız her gün birçok işlem görüyor. Zarar görmemesi için bakım yaptırıyor musunuz?
Çok yoğun çalıştığım için her zaman bakım yaptıramıyorum. Saç maskeleri alıyorum ve duştan önce kullanıyorum. Haftada bir defa da kuaföre gidiyorum. Isıyla yapılan maskeler uygulanıyor saçıma…
Yedi yıl makyözlük yapmışsınız. Makyaj ile aranız iyidir diye tahmin ediyorum…
O dönemlerde çok fazla makyaj yaptım. Makyajınızın iyi görünmesi gerekiyor çünkü… Şimdiyse makyajımda olmazsa olmaz olan tek şey rujum. Maskara, ruj ve BB Krem yeterli… Kendimi yedi yıl boyadığım için artık çok fazla makyaj yapmıyorum.
Bir erkeğin sizi etkileyebilmesi için hangi özelliklere sahip olması gerekiyor?
Akıllı, zeki ve duruşu olması gerekiyor. Ondan sonrası zaten gelip geçici şeyler.
Şu an hayatınızda biri var mı?
Var.
Aşkı mı, yoksa sevgi mi daha değerli?
Aşktan ziyade sevgi ve saygıya önem veriyorum. Aşık olduğun zaman saçmalayabiliyorsun, karşındaki insanı üzüp kırabiliyorsun. Ama sevdiğin zaman onu incetmeye korkuyorsun ve ben şu an öyle bir evredeyim ve çok mutluyum.
İlişkide duygusal biri misiniz?
Evet, romantik sürprizler yapmayı severim. Erkek arkadaşım da öyle…
Oyunculuğa dair en büyük hayaliniz nedir?
Ödül almayı herkes kadar isterim ama en önemli hayalim yaptığım işlerin sonunu görmek… Şu an Şirin’i oynuyorum ve bunu en iyi şekilde sonuna kadar götürmek istiyorum. Çünkü bunun sonunu getirirsem ileriyi görebilir ve yükselebilirim.

Röportaj: Didem Yeniay
Fotoğraflar: Baturalp Yılmaz
Makyaj Artisti: Akın Sert
Hair Stylist: Tolga Oğuzhan
Styling: Eylem Yıldız