Nöbet dizisinde Ayşe Kalender rolü ile ekranlarda gördüğümüz Deniz Bolışık ile hakkında tüm merak edilenleri konuştuk.

Women’s Style Türkiye: Konservatuarı çıkışlı bir oyuncu olarak gelen projeleri nasıl değerlediriyorsunuz?
Deniz Bolışık: Projenin bütününün hikayesi ve cazibesi en önemli şeydir, değerlendirme söz konusu olduğunda. Ana hikaye beni içine aldıktan sonra; oynayacağım karakterin özelliklerini hikayedeki yerini, duruşunu ve işlevinin ne olduğunu anlamaya çalışırım, sonra duygusal açıdan bana yakınlığına, uzaklığına bakarım. Hangi duygular etrafında dolanacağını incelerim ve organik olarak karakterin bana yakışıp, yakışmayacağını hissetmeye çalışırım. Klasik bir kuraldır bu, bir oyuncu için asıl ilgi çeken şey; karakterin hikaye boyunca başına gelecek değişimleridir, stabil bir durum içinde kalan bir karakter yerine, olaylar ve durumlar karşısında, çeşitli ruh halleriyle var olan karakter çok daha zengin bir alan sağlar, bu durumda her zaman çok daha heyecan verici ve el terleten cinsten karakterler ortaya çıkar. Bende oynayacağım karakterin oldukça zengin bir duygu skalasının olmasından ve değişimler içermesinden heyecanlanırım.

W.S: 2020 projelerinizden bahseder misiniz?
D.B.: 2020 projelerimde; öncelikle şu zorlu yılı sağ sağlim yaşayıp, bu yıldan alınacak ne ders varsa en hafif ve kolay şekilde alıp hayatımıza devam edebilmek ilk duam.
Ülkem ve tüm insanlık içinde aynı şekilde tabi 🙂 Bir süredir içinde olduğumuz zaman bizi değişime, hatta gelişime zorluyor, madem bizi bu kadar değişmeye iten bir çağdayız, iş alanımda da, kendi alanımda da değişiklikleri güzel şekilde yaşamak istiyorum. Daha önce yapmadığım, deneyimlemediğim işler içinde yer almak ve karakterlere bürünmek isterim.
Bu yıl içinde yapmaya niyet ettiğim şeyler arasında ilk olarak; Seyircinin beni bugüne kadar görmediği tarzda bir karaktere hayat vermek var, bununla beraber yapmayı planladığım şeyler arasında kendi ürettiğimiz projeleri seyirciyle buluşturmak var. Arkadaşlarımla birlikte deneyimlerimizi ve bugüne kadar kullanmadığımız yeteneklerimizi su üstüne çıkartıp, kendi ürettiğimiz, yapımını kendimizin yapacağı, yeni mecraları aktif halde kullanabileceğimiz işler hazırlayıp sunmak istiyoruz. İşin mutfak kısmına okul zamanından beri ilgim vardır belki bundan sonra, hem kamera önü hem de kamera arkasındaki üretimlere eş zamanlı devam ederim.

W.S: Oyunculuk konusunda olmazsa olmazınız var mıdır?
D.B.: Olmazsa olmaz değil de; olmayınca olmuyor diyebileceğim temel şeyler var; Yapılan işlerde profesyonellik işin doğalı olmalı. Ekranda bir proje de ya da sahnede bir projede ikisinin de dinamiğine göre değişen dallarda, bütün ekibin işini doğru yapması çok önemli benim için, zincirin tek bir halkası bile zayıf olursa o işin tamamında bir performans düşüklüğü yaratıyor, o yüzden olmazsa olmaz dediğim şey o işin içinde bulunan her birimin tüm profesyonelliğini kullanması diyebilirim. Bu konuyu cepte sayarsak, birincil zorunluluk projenin bende kuvvetli bir etki yaratması olur.

W.S: Aşka bakış açınız nasıldır? Dolu dolu yaşar mısınız sevginizi ve acınızı?

D.B.: Aşk müthiş bir öğretmen, hiç beklemediğiniz olayları süslü püslü önünüze serebilir ve öyle far görmüş tavşan gibi kalabilirsiniz… Kötü dediğiniz şeyleri hafifletir, ya da bakmışsın dert ettiğin şey dert değilmiş 🙂 Kendini yont biç çeki düzen ver diye, hayat renkli bir oyuncak veriyor sanki bakış açım bu :)) Ben, sevgimi de acımı da bugüne kadar hep köküne kadar yaşadım, aksini becermek pek mümkün olamazdı sanıyorum, hayatım hakkında plan program yapmaya çalıştım ama duygularımı planla yönetemedim hiç, geldiği gibi çıktılar hep, ama her deneyimi güzel yaşadığımı düşünüyorum, mühim olan da bu galiba, hikayelerin anlamları ve edebi değerleri çok kuvvetli benim için.

W.S: Modayla aranız nasıl? En çok hangi markaları takip edersiniz?
D.B.: Modayla aram hiç olmadı, zamansızlığı seviyorum ben, geçmiş gelecek ortaya güne uygun bir kokteyl tarz benimki. Giyinmek benim için nereye ve ne için giyindiğime göre değişiyor, ruh halime göre değişiyor, niyetime göre değişiyor, bir de üzerime yakışana göre değişiyor en belirgin olan da bu galiba :)) Ama aslında kıyafetler tam olarak içerde ne oluyorsa onu dışarı yansıtıyor,
Dolayısı ile moda eşittir ruh hali 🙂

W.S: Geçmişe dönmek isteseniz değiştirebileceğiniz 3 şey ne olurdu?
D.B. : Realitede mümkün olsa oturup hesap yapardım, bazı şeyler değişse olaylar nereye varır diye, ama ne kadar düşünseniz de, kurallar öyle değil,
hayat bildiğini yapıyor. Yaşadığım negatif olaylar olmasın isterdim her insan gibi ama;
geçmişe versiyon biçmek, gelecekten çalmaktan başka bir işe yaramıyor, yine de bir hayal kursam,
kaybettiğim sevdiklerimi yanımda, dağılmış hayatlarında, birlikte yol almasını isterdim…

W.S. : Fit vücudunuzu neye borçlusunuz? Gün içerisinde kaçamaklarınız nelerden yana oluyor?
D.B. : Benim fitliğim mevsime göre değişiyor :)) Yaz ayları sanıyorum güneş ve mevsimin getirdiklerinden sebep daha iyi hissettiğim aylar oluyor, kışın kaçamaklardan kaçmak konusunda biraz daha zorlanıyorum, gün içindeki kaçamakları ne kadar sağlıklı ve az kalorili seçmeye çalışsam da, ana tema tatlı oluyor, genellikle de meyve ya da kuruyemiş gibi şeyler ilk tercih ettilerim. Bu aralar chia tohumu, muz, kakao karışımı bir favorim var ;))

Fakat bu konudaki asıl önemli şey, hayatımda yoganın yeri, kendimce önemli bir zamandır pratiği hayatımda tutmak ana hedeflerimden biri oldu. O zaman bur da ki bakış açısı, fit görünmeye takılı kalmakla, daha sağlıklı bir zihne sahip olmak arasındaki karışıklığı ortadan kaldırıyor. Fit olmak çok göreceli bir kavram çünkü, sağlıklı bir ruh hali ve bakış açısı sonrasında, önce vücudun dengesi yerine geliyor, bu da beraberinde dış görüntüye fitliği getiriyor.

W.S. : Hayatınızın dönüm noktası ne oldu? Üstesinden nasıl geldiniz?
D.B. : Hayatımda negatif ya da istemeyeceğim şeyler oldu tabi ki, üstesinden sevgiyle geliniyor diyebilirim. Hayat bir yol çiziyor oradan el ele tutuşarak yürüyüp ilerlemeye çalışıyorsunuz,
İçin de bulunduğunuz durumun koşullarına uyum sağlıyorsunuz ve çok şey öğrenerek ilerliyorsunuz…
Pozitif anlamdaki dönüm noktası da okulu kazandığım gündür, hayatın büyük hediyelerinden biriyle buluştuğum andı, tabi ki çok zorlukla karşılaştım bu süreç içinde, kolay değildi ama istediğim şeyi yaşayabilme fırsatını kazanmıştım.
W.S. : Sosyal medya ile aranız nasıl? Beğenerek takip ettiğiniz ünlüler kim?
D.B. : Sosyal medya hayatımızdaki bir karakterin yerini almaya çalışıyor gibi sanki o kadar yanımızda o kadar bağlantıdayız. Buna rağmen biz arada kalmış bir nesil sayılabiliriz, sosyal medyayı bir uzvu gibi kullanabilen genç bir kitle var. Ben onun hala yayın mecrası olduğu hissini hala kıramadım, o yüzden benim için hala iletişim kurduğumuz bir alan sosyal medya, sanki bir televizyon yayını gibi. Bu anlamda benim işimin bir parçası olduğu için oradan her zamankinden daha özgürce seyirciye ulaşmayı çok seviyorum, sanki kendi kanalımın kendi yapımcısı ve programcısı gibi hissettiriyor bana. Sosyal medyayı en çok kullanmayı sevdiğim zamanlardan bazıları da set arkası oluyor. Kendimi kamera arkası program yapıp yayınlıyor gibi hissediyorum. Sosyal Medya bizi sevenlerle araya çok mesafe koymadan özgürce ve kolayca iletişim kurmamızı sağlıyor. Güzel kullanıldığında modern çağın en güzel yanlarından biri diyebilirim. Haber almak ya da istediğin bilgiye ulaşmak için de aynı şekilde sınırları genişletiyor, kendi tercihlerimiz üzerinden hayatı yaşayabilmemizi de sağlıyor bence. Ben daha çok yoga hocalarımı, haber sitelerini, arkadaşlarımı ve oyunculuk üzerine ilgimi çeken kişi ve kurumları takip ediyorum.

Fotoğraflar: Tolga Özgal
Saç – makyaj : Soner Akyol
Styling: Kithandkin

Röportaj: Ecem Saral