Farklı müzik türleriyle de karşınıza çıkacağım

Soğuk Odalar şarkısıyla hayatımıza giren Gülden , İngiltere macerasından yeni projelerine kadar biz ne sorduysak içtenlikle cevap verdi.

Röportaj: Banu Aygün

Women’s Style: Musiki bölümüne girmeye nasıl karar verdiniz? Ailenizde desteklemeyenler oldu mu?
Gülden : Çocukluk hayalimdi. Müziğin içinde olmak, üretmek ve şarkı söylemek. Hep destek oldu ailem. Başka bir şey görmüyordu gözüm, onlar da gözümün gördüğü tek şeyi en güzel haliyle yapabilmem için ellerinden gelen desteği verdiler.

W.S : Uzun yıllardır şarkı yazdığınızı biliyoruz. Farklı müzik dallarıyla çalışma yapmayı düşündünüz mü?
G.: Düşünüyorum tabii ki… Yayınladığım şarkı türlerinin haricinde başka türlerde yazdığım şarkılar ve film müziklerine duyduğum bir ilgim var, onlarla alakalı çalışmalar yapmaktan keyif alıyorum.

W.S : TRT sanatçılarının da aralarında bulunduğu konserde keman çaldınız. Keman maceranız nasıl başladı? Bize biraz bu süreçten bahseder misiniz?
G.: Konservatuvar eğitimim dönemindeki enstrümanım kemandı, orada öğrendim ve geliştirmeme dahil olabilecek şekilde bazı topluluklarla birlikte dahil olduğum konserler oldu. Hem pekiştirme hem daha da geliştirme hem de üstatlarımızdan bir şeyler öğrenme çabası içinde geçen çok güzel anılarla dolu yıllarımdır.

W.S : Londra’da ilk Türk kadın şef olarak isminiz gazetelerde yer aldı. Londra’da sizi en çok ne(ler) etkiledi?
G. : Paylaşılmayan bilginin sahibine bile faydası yok derim hep… Türk müziğini öğrenmek ve duyurmak isteyen kişilere bildiklerimi öğretmek ve bunları sahnelemek şahane bir duyguydu. Yerin gurbet olunca, kendi kültüründeki müziği öğrenmek isteyenlere daha büyük bir kucak açıyor insan, bu birliktelikteki kuvvetle yapamayacağın şey olmuyor zaten. İnsanın kendi insanına olan özlemi çok etkilemiştir beni her zaman. Öğrendik, öğrettik ve duyurduk.

W.S : Hayalinizde düet yapmayı istediğiniz biri var mı?
G. : Seslerimizin örtüşeceği, güzel bir tını oluşturacağı ve dinleyiciye duyguyu tam manasında aktarabileceğimiz bir şarkı ve kişiyle olabilir. Çok sevdiğim sesler var ama hayalde değil gerçekte iyi bir üretim sonucu elde edeceğimiz kişilerle işler yapmayı isterim.

W.S : Şarkı sözü yazdığınız zaman ilham kaynağınız ya da yaptığınız bir totem var mı? Bizi derinden etkileyen o sözler nasıl ortaya çıkıyor?
G. : Her şeydeki tek ilham kaynağım empati. Duyduğum, gördüğüm, yaşandığına şahit olduğum ya da sonradan haberdar olduğum her olayın yaşanırken kişide yarattığı hisle ilgileniyorum. Hissedilen duygunun en gerçek ve samimi hali şarkıyı anında oluşturabilecek güce sahip oluyor. Empati yaparak bir şeyi anlamamak ve anlatamam imkansız diye düşünüyorum. Önce ben derinden etkileniyorum sonra da siz.

W.S : Sözü ve müziği size, düzenlemesi ise Mustafa Ceceli’ye ait olan Yakarım İstanbul’u ile kısa sürede hızlı çıkış yakaladınız. Şarkınız taze iken yeni albüm çalışmaları da başladı mı?
G. : Yakarım İstanbul’u isimli şarkım dinleyicimde yerini bulduktan sonra, derdini anlatıp sanki kendi sözcüsüymüş gibi dinleyene iyi geldikten sonra yepyeni şarkılar yayınlamaya devam edeceğim. Albüm isteğim fazlasıyla var fakat o hazır olana kadar ara vermeden mümkün olduğu kadar single halinde şarkı paylaşmaya devam edeceğim.