Röportaj: Ecem Saral
Women’s Style Türkiye: İbo Show’a kadar uzun süredir ekranlarda yoktunuz. Bu süre zarfında neler yaptınız?
Orhan Ölmez: Olması gereken şeyleri yaptım diyebilirim. Yeni şarkılar, bol bol konserler… Pandemi döneminde stüdyo kayıtları, başka müzisyen arkadaşlarımız ile çalışmalar vs. vs. ‘’Normal’’ olarak nitelendirilebilecek şeyler yani… Ancak ‘’normal’’ olan şeyler, çok dikkat çekmiyor. Ya da; ilgilisinin dışında çok duyulmayabiliyor. ‘’Anormal olan şeyler daha çok konuşuluyor. Hani şu; köpek ve insan hikayesindeki gibi; köpek insanı ısırırsa haber değil, ama insan köpeği ısırırsa haber olur misali … 😉
W.S.: Orhan Ölmez aşk nasıl yaşar?
O.Ö.: Bunun cevabı, şarkılarımda saklı aslında;) Fakat eve giderken çiçek alanlardan değilim korkarım. Fazlasıyla gerçekçi olup tüm romantizmi, birden yok edebiliyorum hatta kimi zaman. Bu şimdi size şaşırtıcı gelmiştir ama belirtmeliyim ki, ‘’bir ben var benden içeri’’ hallerini çok yaşıyorum. Yani; şarkı yazarken ki halim, çok hassas, ve hatta çok kırılgan olabiliyor. Bu nedenle; dengeyi sağlamak için; günlük hayatı çok daha gerçekçi yaşamayı tercih ediyorum sanırım. Ama aşka nasıl bir anlam yüklediğimi anlamak isterseniz, şarkılarımı dinlemeniz yeterli olacaktır. O kavram çok kıymetli…
W.S.: Şarkı sözü yazdığınızda duygu geçişlerini nasıl yaşıyorsunuz?


O.Ö.: Bir şarkının samimiyeti ya da bir sanat yapıtının gerçekliği; o duyguyu ne kadar çok yaşadığınız ya da ne kadar çok taklit edebildiğinizle ilgilidir tabii ki. Bu nedenle; duygu geçişleri konusu beni hep yormuştur. Bazen bir moda girer ve bir şeyler yazarsınız, ama sonrasında günlük hayat sizi o moddan çıkmaya zorlar. Bu gerçekten yaman bir çelişkidir. Zordur. Fakat bizi de besler bu ‘’empati hali’’ ve ‘’olayları dramatize etme’’ halleri.
W.S.: Önümüzdeki günlerde yeni albüm gelecek mi?
O.Ö.: Artık albüm değil de ‘’tekli çalışmalar’’ söz konusu. ‘’Sessiz Sessiz’’ isimli, son albümümde, herkesin ‘’tekliler’’ yayınladığı bir dönemde, 19 adet şarkıdan oluşan bir çalışma sunmuştum. O çalışma sevilmişti ama; biz de artık bu ‘’tekli’’ çalışmalara ağırlık vereceğiz haliyle. Zira; bir video paylaşım kanalımız var ve orada sürekli yeni şarkılar sunuyorum sevenlerimize ve takipçilerimize. Yani aslında; albüm olacak şarkıları, seriye bağlamış bir şekilde, tek tek sunuyorum desem yeridir. Hem sisteme ayak uydurmuş oluyorum hem de bir nevi albüm yapmaya devam ediyorum diyebilirim. Kısacası ben hep üretiyor, hep paylaşıyorum.
Yeter ki; sizler orada olun. Henüz en güzel şarkılarımızı, belki yapmamışızdır bile.

W.S.: Hayatınıza yeni birisini aldığınızda hangi özellikleriniz karşısında şaşırır?
O.Ö.: Sanırım; bu kadar romantik şarkılar yazıp, nasıl bu kadar ‘’anti–romantik’’ olabildiğim şaşırtıyordur hayatıma giren insanı kimi zaman. Her zaman böyle değil tabii… İtiraf etmeliyim ki; ben duygularını abartılı yaşayan biriyim. Sevgi, haz, acı vs duyguları normalden biraz daha abartılı yaşayan bir yönüm de olduğu için, hayatıma giren insan, bu haller karşısında da şaşırıyordur galiba. Yani hep şaşırtıyorum. Zorum sanırım.


W.S.: Modayı takip eder misiniz?
O.Ö.: Aslında; moda konusunu, iki şekilde ele almak gerek bence. Birincisi; içinde bulunulan dönemin, rağbet gören unsurları moda olarak nitelendirilirse; modayı tabii ki takip ediyorum. Bu sadece kılık kıyafet için geçerli değil elbette. Elektronik eşya, kozmetik ürünleri, günlük eşyalar vs vs olabilir. ‘’Giyim kuşam’’ anlamında ise; işlevselliğe önem veriyorum. Çok cebi olan pantolonların, bir dönem, moda olması gibi. Yani, bir kıyafet, hem işlevsel, hem de dönem içinde, popüler ise tercih edebilirim tabii ki. Ama; içinde rahat etmediğim herhangi bir kıyafeti, sırf moda olduğu için tercih etmem. Galiba benim moda anlayışımı; şekilsellikten çok işlevsellik belirliyor. Ayrıca; renk uyumuna ve takı kombinasyonuna, özellikle dikkat etmeye çalışıyorum sahne performanslarımda.
W.S.: 3 haftada 3 proje birden çıkarttınız. Yeni şarkılarınızı ilk kez dinlendiğinizde nasıl bir hisse kapıldınız? Ozan’ın gözünden bu projelerin hikayesini nedir?
O.Ö.: Yeni bir şarkı ya da proje sunduğumda çok mutlu oluyor ve çok rahatlıyorum. Çünkü; hazırlık aşaması ve çalışma süreci çok sancılı oluyor benim için. Hem iç dünyamda hem de sosyal hayatımda problemler olabiliyor o süreçte. Eşe-dosta vakit ayırmak konusunda sorunlarım olabiliyor. Neyse ki; çevremdekiler, bu durumları, büyük bir anlayışla karşılayabiliyorlar. Yeni şarkı yayınladığımda, normal hayata da dönüş yaşıyorum. Yeni şarkı eşittir yeni heyecan tabii ki; ama; sıradaki şarkıyı düşünmeye de hemen başlıyorum. Bu konuda çok tez canlıyım.

W.S.: Hangi tarz kadınlardan etkilenirsiniz?
O.Ö.: Belirli fiziksel kriterlerle sınırlamak istemiyorum bu sorunun cevabını aslında ama güçlü kadınlardan hoşlanırım. Güçlü kadın gülümser, mutlu olmanın yollarını arar ve bulur. Gülen kadın güzel kadındır. Mutlu insan çekici olur. Fakat; güçlü kadın, gücünü erkeğin üzerinde, baskı unsuru olarak çok öne sürerse, erkek kaçar. Yani; beni kadına iten şey, kimi zaman kaçmama da sebep olabilir. Genelde de böyle olur zaten çoğu kişi için. Birine aşık olmanıza sebep olan şey, çoğu zaman ondan uzaklaşmanıza da sebep olabilir. Bu, dünyanın her yerinde de böyledir. Yaman bir çelişki yani.
W.S.: “Bir gün mutlaka…” dediğiniz şeyler var mı?
O.Ö.: Genel olarak; istediğim çok şeyi yaptım. İnsanlar ile şarkılar paylaşmak ve söylemek çok güzel zaten. Duygularımızı birlikte yaşamak muhteşem. Ama; bir gün mutlaka; daha az düşünmeyi öğreneceğim. Daha az detaylara takılacağım. Daha düz bir insan olacak ve belki de böylelikle ruhumu daha fazla dinlendirmenin bir yolunu bulacağım. Zira; çok düşünüyorum ve çok detaylara takılıyorum.
W.S.: Şu sıra yapmaktan keyif aldığınız en yeni aktivite ne?
O.Ö.: Kabak çekirdeği. Bayılıyorum kabak çekirdeği yemeye. Hem faydalıymış da =) Şaka bir yana; klarnet üflemeye başladım ve çok keyif alıyorum. Ayrıca; eski bir alışkanlığım olan çizim konusu ile bu günlerde tekrar ilgilenmeye başladım. Fırsat buldukça resim yapıyorum. Eski plaklara ilgim bu aralar arttı da diyebilirim.
W.S.: Sizce nasıl bir baba olurdunuz?
O.Ö.: Sanırım, çok pimpirikli bir baba olurdum. Hayatımda bu kadar detaylara takılıyorken, bir de çocuk söz konusu olur ise düşünemiyorum. Otoriter ama aynı zamanda da anlayışlı olmaya çalışırdım sanırım. Bilemiyorum. Bir çocuk yetiştirmek ya da ona doğru ev sahipliği yapmak gözümde çok büyüyen bir şey. Umarım; iyi bir baba olabilirim çocuğuma umarım… Annesi de önemli tabii her şeyi babası mı yapacak = )