Sunglass Hut Türkiye Genel Müdürü Özlem Yılmaz Üçer: “Başarıyı Rakamlardan Önce Kültür ve İnsan İnşa Eder”

Sunglass Hut Türkiye Genel Müdürü Özlem Yılmaz Üçer, kariyer yolculuğundan liderlik anlayışına, güneş gözlüğü trendlerinden sürdürülebilirliğe uzanan özel açıklamalarında; güçlü kültürün, öğrenme çevikliğinin ve müşteri odaklı yaklaşımın markanın büyümesindeki rolünü anlattı.

Women’s Style Türkiye: Sizi tanıyabilir miyiz?
Özlem Yılmaz Üçer: İstanbul doğumluyum. Eğitim hayatım boyunca kendime koyduğum en önemli hedef; sürekli gelişmek, öğrenmek ve fark yaratabileceğim alanlar yaratmaktı. İlkokuldan lise son sınıfa kadar Işık Lisesi’nde eğitim aldım ve onur öğrencisi olarak mezun oldum. Bu süreçte yalnızca akademik başarıya odaklanmadım; aynı zamanda sosyal alanlarda da kendimi geliştirmeye, farklı ilgi alanları edinmeye özellikle önem verdim. Çünkü çok erken yaşlarda şunu fark ettim: gerçek gelişim, çok yönlü bir bakış açısıyla mümkün oluyor.
Üniversitede Kimya eğitimi alırken yaptığım stajlar, kendimi daha iyi tanımamı sağlayan önemli kırılma anları yarattı. Laboratuvar ve Ar-Ge ortamlarından ziyade, insanlarla etkileşimde olduğum, daha dinamik ve sahaya yakın alanlarda çok daha güçlü bir enerjiyle var olabildiğimi keşfettim. Bu farkındalık, kariyer yolculuğumda yönümü bilinçli bir şekilde yeniden çizmeme vesile oldu.
Eğitim hayatımın bir döneminde İtalya’da, Università degli Studi di Roma UnitelmaSapienza’da bulunma fırsatı yakaladım. Farklı bir ülkede yaşamak ve eğitim almak, sadece akademik değil; aynı zamanda bakış açımı genişleten, adaptasyon ve kültürel farkındalık kaslarımı güçlendiren çok değerli bir deneyim oldu.
Bu yolculuk beni daha donanımlı bir altyapı kurmaya yönlendirdi ve ikinci lisansımı İstanbul Üniversitesi Kimya Mühendisliği bölümünde tamamladım. Bugün geriye dönüp baktığımda, her adımın aslında beni daha güçlü, daha esnek ve daha vizyoner bir bakış açısına taşıdığını net bir şekilde görebiliyorum.
Özel hayatımda ise evliyim, iki çocuk annesiyim ve bir köpeğimiz var. Yoğun iş temposunun içinde ailemle geçirdiğim zaman, benim için en büyük denge ve ilham kaynağı. Çünkü inanıyorum ki güçlü bir liderlik, sadece profesyonel başarılarla değil; hayata bütünsel bakabilmekle, denge kurabilmekle ve ilhamı hayatın her alanından besleyebilmekle mümkün.

W.S.: Kariyer yolculuğunuz nasıl başladı? Yolunuz Sunglass Hut ile nasıl kesişti? Geride bıraktığınız bir yılı kariyeriniz açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ö.Y.Ü.: Üniversiteden mezun olduktan sonra yaptığım stajlar, kariyerime bakış açımı kökten değiştirdi. Laboratuvar yerine sahada, insanlarla birlikte değer yaratabileceğim alanlarda daha güçlü olduğumu fark ettim. Bu farkındalık beni ikinci lisans ve yüksek lisansla akademik olarak güçlendirirken, Zorlu Grubu’nun Management Trainee programı kariyerimde gerçek bir dönüm noktası oldu. O süreçte yapılan yönlendirmelerle satış ve pazarlama alanına geçiş yaptım ve perakende yolculuğum başladı.
Ardından yaklaşık 11 yıl boyunca Eren Perakende’de, farklı global markalarda marka direktörlüğü ve genel müdürlük rolleri üstlenerek; marka yönetiminden operasyona uzanan geniş bir sorumluluk alanında deneyim kazandım. Bu süreç bana işi uçtan uca okuyabilen ve yön verebilen 360 derece bir bakış açısı kazandırdı.
Bugün Sunglass Hut Türkiye Genel Müdürü olarak, global bir markayı yerel pazarda büyütme vizyonuyla çalışıyorum. Geride bıraktığım bir yılı ise yüksek adaptasyon, güçlü ekip sinerjisi ve dönüşüm odağında, liderlik reflekslerimi daha da keskinleştirdiğim çok değerli bir dönem olarak görüyorum.

W.S.: Sunglass Hut markasından bahseder misiniz? Sizi diğer markalardan ayıran özellikler nelerdir?
Ö.Y.Ü.: Bugün birçok organizasyon performansı rakamlar üzerinden tanımlar ve yönetir. Elbette iş dünyasında hedefler, bütçeler ve büyüme beklentileri vazgeçilmezdir. Ancak Sunglass Hut’ı farklı kılan, bu sonuçları nasıl elde ettiğimizdir.
Bizim için sürdürülebilir başarı, güçlü bir kültür üzerine inşa edilir. Fun, Inclusion, Drive, Shared Wins ve Relationship değerleri burada sadece tanımlanmış kavramlar değil; karar alma mekanizmalarından ekip dinamiklerine, müşteri deneyiminden liderlik yaklaşımına kadar her an yaşayan bir yapı. Kültür, yazılı bir metin değil; organizasyonun refleksi.
Liderlik perspektifinden baktığınızda bu yaklaşım çok net bir stratejiye dayanıyor: doğru insanı, doğru ortamda, doğru değerlerle buluşturduğunuzda performans zaten doğal bir çıktı haline geliyor. Burada “ben” değil “biz” diyen, iş birliğini merkeze alan ve ortak başarıyı sahiplenen bir yapı var. Bu da hem ekip bağlılığını hem de iş sonuçlarını sürdürülebilir şekilde güçlendiriyor.
Beni en çok etkileyen unsurlardan biri de organizasyonun öğrenme çevikliği. Sunglass Hut, sadece bugünün performansına değil, geleceğin yetkinliklerine yatırım yapan bir yapı. Geniş ve erişilebilir gelişim ekosistemi sayesinde çalışanlar sürekli öğrenmeye, gelişmeye ve kendilerinin daha iyi versiyonlarına ulaşmaya teşvik ediliyor.
Özetle Sunglass Hut, performansı kültürle besleyen, insanı merkeze alarak büyüyen ve bu yaklaşımı global ölçekte tutarlı bir şekilde hayata geçirebilen çok güçlü ve vizyoner bir marka.

W.S.: Tüketicilerin güneş gözlüğüne olan ilgisini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ö.Y.Ü.: Güneş gözlüğü kategorisi son yıllarda çok güçlü bir dönüşüm yaşıyor. Artık sadece yaz aylarına ait, sezonsal bir ihtiyaç ürünü değil; yılın her anında stilin ayrılmaz bir parçası ve çok net bir kimlik ifadesi. Tüketiciler bugün gözlüğü, “beni anlatan” en güçlü aksesuarlardan biri olarak görüyor.
Globalde de sıkça altı çizilen bir yaklaşım var: “Accessories are no longer complementary, they are defining.” Yani aksesuarlar artık görünümü tamamlamıyor, görünümü tanımlıyor. Güneş gözlüğü de bu dönüşümün merkezinde yer alıyor. Sokakta, sosyal medyada, moda dünyasında… Gözlük artık stilin son dokunuşu değil, çoğu zaman başlangıç noktası.
Bununla birlikte, işin bir de çok önemli fonksiyonel tarafı var. Artan sağlık bilinciyle birlikte tüketici artık sadece iyi görünmek değil, doğru seçim yapmak da istiyor. UV koruması, lens teknolojisi ve göz sağlığına katkı gibi unsurlar karar sürecinde çok daha belirleyici hale geldi.
Aslında bugün kategoriyi büyüten şey tam da bu iki dünyanın birleşimi: stil ve bilinç. Tüketici hem kendini ifade etmek hem de doğru ürünü seçmek istiyor. Bu da güneş gözlüğünü her zamankinden daha güçlü, daha canlı ve sürekli gelişen bir kategori haline getiriyor. Biz de Sunglass Hut olarak bu dönüşümün tam merkezinde yer alıyor, hem ilham veren bir stil dünyası hem de doğru ürün bilgisiyle tüketiciye gerçek bir değer sunmayı hedefliyoruz.

W.S.: 2026 yılı için güneş gözlüğü trendleri nasıl şekillenecek?
Ö.Y.Ü.: 2026’ya baktığımızda, güneş gözlüğünün artık sadece bir aksesuar değil, stilin en güçlü ifade alanlarından biri olmaya devam ettiğini çok net görüyoruz. Moda haftalarında da bunu açıkça gözlemliyoruz; podyumlarda gözlükler artık görünümü tamamlayan değil, görünümün karakterini belirleyen ana parçalardan biri olarak konumlanıyor.
Trend tarafında ise daha cesur ve karakter sahibi bir dil öne çıkıyor. Büyük ve iddialı çerçeveler, güçlü retro referanslar ve dikkat çeken renkler sahnede olmaya devam edecek. Ancak bu cesur estetik, artık daha bilinçli tercihlerle dengeleniyor.
Teknoloji entegrasyonu bu yılın en dikkat çekici başlıklarından biri. Akıllı gözlükler, niş bir alan olmaktan çıkıp ana akımın içine giriyor. Aynı zamanda sürdürülebilir materyaller ve sorumlu üretim anlayışı da tüketici kararlarında giderek daha belirleyici hale geliyor.
Özetle 2026’da trendleri şekillendiren temel dinamik şu: Tüketici artık sadece dikkat çekmek istemiyor; aynı zamanda anlamlı ve bilinçli tercihler yapmak istiyor. Bu iki dünyayı bir araya getirebilen markalar ise fark yaratacak.

W.S.: Güneş gözlüğü günümüzde modanın vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Bunu nasıl yorumluyorsunuz?
Ö.Y.Ü.: Güneş gözlüğü bugün modanın en güçlü ifade araçlarından biri haline geldi. Çünkü bir görünümü en hızlı ve en etkili şekilde dönüştürebilen nadir aksesuarlardan biri. Kıyafetinizi değiştirmeden, sadece doğru bir gözlükle stilinizi tamamen yeniden tanımlayabilirsiniz.
Bu gücün arkasında aslında çok net bir içgörü var: İnsanların kendini ifade etme ihtiyacı her geçen gün artıyor. Artık moda sadece iyi görünmekle ilgili değil; kim olduğunuzu, nasıl hissettiğinizi ve nasıl görünmek istediğinizi anlatmakla ilgili. Güneş gözlüğü de tam bu noktada çok kişisel ve güçlü bir rol üstleniyor.
Röportajın başında da bahsettiğimiz gibi, aksesuarlar artık tamamlayıcı değil, tanımlayıcı. Güneş gözlüğü de bu dönüşümün merkezinde yer alıyor. Artık sadece görmek için değil, aynı zamanda görünmek ve kendini ifade etmek için tercih ediliyor.
Bu nedenle güneş gözlüğünü bir trendden ziyade, kalıcı bir stil dili olarak görüyorum. Ve bu dil, önümüzdeki dönemde çok daha cesur, çok daha bireysel ve çok daha anlamlı bir şekilde kendini göstermeye devam edecek.

W.S.: Kendinize güneş gözlüğü seçerken nelere dikkat ediyorsunuz?
Ö.Y.Ü.: Ben seçim yaparken estetik ve fonksiyonelliği hiçbir zaman birbirinden ayırmıyorum; ikisi mutlaka birlikte değerlendirilmeli. Elbette yüz şeklime uygunluğu ve stilimi yansıtması önemli ama bununla birlikte ürünün teknik tarafı benim için en az görünüm kadar kritik.
Özellikle lens kalitesi, UV koruması ve göz sağlığını koruyan teknolojiler vazgeçilmez kriterlerim arasında. Çünkü güneş gözlüğü sadece bir stil tamamlayıcısı değil, aynı zamanda göz sağlığını koruyan önemli bir ürün. Bu bilinçle yapılan seçimler uzun vadede çok daha değerli.
Ama tüm bunların ötesinde, belki de en belirleyici nokta şu: O gözlüğü taktığımda kendimi nasıl hissettiğim. Doğru gözlük sadece görünüşünüzü değil, enerjinizi ve duruşunuzu da değiştirir. Kendinizi iyi hissettiren, sizi yansıtan ve aynı zamanda sizi koruyan bir seçim yaptığınızda, aslında stilinizle birlikte özgüveninizi de tamamlamış oluyorsunuz.

W.S.: Sürdürülebilirlik ve çevre dostu ürünler tüketici kararlarını giderek daha fazla etkiliyor. Sunglass Hut olarak bu alanda neler yapıyorsunuz?
Ö.Y.Ü.: Sürdürülebilirlik bugün artık bir tercih değil, iş yapış şeklinin ayrılmaz bir parçası. Sunglass Hut’ın da içinde bulunduğu global yapı, bu konuda uzun süredir somut adımlar atıyor. Daha sürdürülebilir materyallerin kullanımı, çevresel etkinin azaltılması ve sorumlu üretim süreçleri bu yaklaşımın temelini oluşturuyor.
Ancak biz sürdürülebilirliği yalnızca ürünle sınırlı görmüyoruz. Asıl önemli olan, bu bilinci tüketiciye de aktarmak. Doğru bilgiye erişimi sağlamak, daha bilinçli seçimler yapılmasına destek olmak ve bu farkındalığı yaygınlaştırmak en az ürün kadar kritik.
Çünkü gerçek sürdürülebilirlik, sadece ne ürettiğinizle değil; nasıl anlattığınız ve nasıl bir etki yarattığınızla da ilgili. Biz de bu süreci ürün, deneyim ve iletişim bütünlüğü içinde ele alarak ilerliyoruz.

W.S.: Kişiselleştirilmiş deneyimler sunuyor musunuz?
Ö.Y.Ü.: Kesinlikle. Kişiselleştirme, Sunglass Hut deneyiminin merkezinde yer alıyor. Globalde de vurgulanan “Sunglass Hut Experience” yaklaşımıyla, mağazalarımızda müşteriye özel, danışmanlık odaklı bir deneyim sunuyoruz.
Yüz şekline ve stile göre öneriler sunan dijital uygulamalardan, satış danışmanlarımızın birebir stil rehberliğine kadar her temas noktasında kişiye özel bir yaklaşım benimsiyoruz. Çünkü her müşterinin tarzı, ihtiyacı ve gözlükle kurduğu bağ farklı — bizim rolümüz de bunu doğru okuyabilmek.
Bu deneyimi sürekli geliştirmek için ekiplerimize düzenli eğitimler veriyor, global workshop’larla yaklaşımımızı güncel tutuyoruz. Ayrıca satış sonrası sunduğumuz bakım kitleri ve ücretsiz dolum gibi hizmetlerle, müşteriyle kurduğumuz bağı alışveriş anının ötesine taşıyoruz.
Amacımız sadece doğru ürünü sunmak değil; her müşterinin kendini özel hissettiği, bütünsel ve sürdürülebilir bir deneyim yaratmak.

W.S.: Sunglass Hut’ı tek bir cümleyle anlatır mısınız?
Ö.Y.Ü.: “Sunglass Hut, stilinizi en doğru şekilde yansıttığınız, kendinizi iyi hissettiğiniz ve güneşle buluştuğunuz; ilham veren bir ‘House of Sun’ deneyimidir.”

W.S.: Eklemek istedikleriniz?
Ö.Y.Ü.: İş hayatında benim için en belirleyici unsur her zaman bakış açısı oldu. Her durumda fırsatı görebilmek, odağı çözüme ve mümkün olana çevirmek… Bu benim için bir motivasyon cümlesinden çok, yıllar içinde sonuçlarını defalarca deneyimlediğim bir çalışma prensibi. Doğru enerji, net bir vizyon ve disiplinli bir planlama bir araya geldiğinde, sınırların düşündüğümüzden çok daha esnek olduğunu görüyorsunuz.
Ben “imkânsız” kavramını, çoğu zaman yeterince zorlanmamış hedefler olarak görüyorum. Gerçekten istediğinizde, doğru stratejiyle ilerlediğinizde ve emeği ortaya koyduğunuzda, çok daha fazlasını başarmak mümkün. Bu inanç, bugüne kadar attığım her adımda ve elde ettiğimiz her başarıda belirleyici oldu.
Sunglass Hut olarak biz de tam bu bakış açısıyla ilerliyoruz. Türkiye’nin dinamik yapısına uyum sağlayan, hızlı ve esnek karar alabilen; sahaya yakın ve müşteriyi merkeze alan bir yaklaşım benimsiyoruz. Önümüzde çok güçlü bir büyüme potansiyeli ve heyecan verici bir yolculuk var. Ve en önemlisi, bunun daha başlangıç olduğuna inanıyoruz.