Kısaca sizi tanıyabilir miyiz?

20 Yıldır bu sektörde görevdeyim. 2012 yılından bu yana Palladium AVM müdürlüğünü, JLL (JonesLangLasalle) bünyesinde devam ettirmekteyim. Boğaziçi Üniversitesi Turizm İşletmeciliği Bölümü’nden mezun olduktan sonra, eğitim hayatımı İngiltere’de tamamladım. İstanbul doğumluyum. Kariyer hayatıma 1996 yılında İremtur’da Outgoing Departman Şefi olarak başladım. 1998-2012 yılları arasında Profilo Alışveriş Merkezi’nde devam ederek sırasıyla; Satış ve Sistem Geliştirme Sorumlusu, Pazarlama Grup Sorumlusu ve Pazarlama Müdürü olarak görev aldım. 2012 yılından bu yana Alışveriş Merkezi Müdürlüğü yapıyorum. AVMler’de farkındalık yaratmak amacıyla hayata geçirilen Beyaz Cadde projesine imza atarak, takip ettiğim projelerde birçok sektörel ödül platformunda, ödül aldım.

Kariyeriniz boyunca birçok ödüle layık görüldüğünüzü söylediniz. İş dünyasındaki bu başarınızı neye borçlusunuz?

Evetbahsettiğim gibi iş hayatım boyunca, AVM sektöründe, ulusal ve uluslararası bir çok platformdan ödül aldım. Palladium AVM’de gerçekleştirdiğimiz farklı ve ses getiren projelerimiz oldu. Projeler devam ediyor . Önce AVM misafirlerimizin zihninde markalaştık, sonrasında da ödüllerle taçlandırıldık. Tabi bu bir ekip işidir. Yöneticilik bir takım koçluğudur. Topu ayağınıza alıp tek başına süremezsiniz. Topu dağıtmalı, tekrar almalı ve oyunun içinde olmalısınız. Çalışma hayatı o zaman zevkli hale gelir. Yaratıcılık, araştırma ve yenilik , ekip ruhu, kişisel farkındalık kısaca aslında tutkulu olmak gerekiyor. Özel hayat ve iş hayatında bunlar çok önemli kavramlar.  Tutku, bir yöneticinin yetkinliklerden öteye geçerek, başkalarına ilham veren, dinamik bir lider olmasını sağlayan içsel bir güç. Kendisini işine adayan, bedeni, aklı ve ruhuyla  bir bütün olan yöneticiler böyle ortaya çıkıyor. Başarılı olma yolunda çabalayan bunca alışveriş merkezinin olduğu sektörümüzde fark yaratanlar, büyük fotoğrafı görebilme yetisine sahip olanlardır diye düşünüyorum. Bizler yaptığımız yapacağımız etkinlikler ve yarattığımız yepyeni projelerle misafirlerimizi sürekli şaşırtmaya ve  yeni beklentiler içinde bırakmaya bayılıyoruz. Markalaşmak da böyle oluşuyor zaten.

Bir kadın olarak sizce iş hayatında kadın olmanın zorlukları var mı?

Kadın olmanın zor olduğu ülkemizde çalışan kadın hatta çalışan anne olmak çok daha zor. Ev işleri aksamasın, çocuklarım iyi yetişsin, iyi bir eş olayım, işimde başarılı olayım derken kadınlar, yüklendikleri sorumluluk ve misyonlar adına çok fazla efor sarf ediyorlar. İş hayatının dışında kalan hayatın diğer sorumlulukları da kendi omuzlarına yüklendiği için, hayatını bir gün öncesinden dakika dakika prova etmek ve planlamak zorunda.Son yıllarda, kadınların işgücüne katılımlarında bir artış görülse de kadınlar,  toplam çalışanların 1/4’ini oluşturuyor hala. Kadın iş görenlerin, çalışma yaşamında karşılaştığı sorunlar ise yadsınamaz bir gerçek.

İş kadınlarına ve iş dünyasına girmek isteyen kadınlara birkaç tavsiyede bulunabilir misiniz?

Kadınlara yeterli imkanlar sunulursa çok kaliteli ve birçok alanda fark yaratabilecek yönetici ve liderlere sahip olacağımızı düşünüyorum. Kadın ile erkeğin yaradılışı ve doğası gereği, hayatın her alanında olduğu gibi iş hayatında da sorunlara bakış açısı ve çözüm üretme yöntemleri farklı. İşte tam da bu yüzdendir ki geleceğe emin adımlarla yürümek, yaptığımız işlerde başarı çıtasını her defasında yükseltmek için farklı seslere ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Erkek ve kadın hayatın her alanında baş başa, birlik içinde olmalı ve başarılı olmak için belirlenen hedeflere adım adım birlikte yürümelidir. Dolayısıyla kadının her geçen gün artan bir şekilde  iş hayatının içinde aktif olarak var olması ve üretmesi Türkiye’nin gelişimi için çok önemlidir. Dayanıklı ve güçlü olmak, önyargılardan sıyrılmak ve çok önemli gördüğüm iyimserlik ve gülümsemeyi unutmamak, kadına iş hayatında başarıyı getiren en önemli kavramlardır.

Kadınlar birbirlerine  ilham verirler bir de. Kadın; yönetimde, üretimde söz sahibi hemcinsinin başarılarını gördükçe kendine olan inancı artar ve ben de yapabilirim deme özgüvenine sahip olur. Ben kadınların gücüne her zaman inanıyorum. Birlik olduklarında yapamayacakları şey yok, iş hayatı için de dediğim gibi bakış açıları, hisleri, yönetim şekilleri her zaman önemli. Çalışan bir kadın yönetici, bir anne, bir eş olarak yüklendiğim sorumluluk ve misyonları layığıyla yerine getirebilmek için belli program ve disiplinlerin yanı sıra, beraber çalıştığım iş arkadaşlarım ve hayatı paylaştığım ailemin destekleri ile benim için başarılı olmak kaçınılmaz oluyor.

Artık kafamızı nereye çevirsek bir AVM görmek mümkün. Sizi diğer AVM’lerden ayıran özellikler nedir?

Bir alışveriş merkezi olarak temizliğiniz ve güvenliğiniz sizin ana altyapınız olduğu için bunların sağlam olması gerekiyor. Pazarlama aksiyonları anlamında doğru ve nokta atışlar yapmak müşteri memnuniyetini üst seviyeye çıkarıyor. Palladium Ataşehir olarak her zaman sosyal sorumluluk projeleri dahil yaratıcı, farklı etkinliklere ev sahipliği yapmaya, ses getiren projeler yaratmaya odaklıyız. Gerek her yaş grubundan çocuklar için gerekse yetişkinler için faaliyetlerimizi yıl boyunca sürdürüyoruz. Bu gerçekten yoğun bir araştırma ve çalışma gerektiriyor. Ben her zaman tüketicinin beklentisini ölçümlerim. Biz, tüketicinin bizden ne talep ettiğiyle, ne tarz bir etkinlik istediğiyle alakalı her yıl mutlaka bir araştırma yaparız. Müşteri memnuniyeti açısından yaptığımız tüketici anketleri belirleyici ve nokta atışı işler yapmamıza yardımcı oluyor.

Bizim buradaki stratejimiz her zaman insanlara farklı kulvarda olduğunu hissettirmek. Bize gelen kitle tamamıyla farklı, A Plus ve alım gücü yüksek olan bir kesim bize geliyor. Palladium olarak karışık yapıya sahip bir alışveriş merkezi değiliz ve içeri girdiğinizde size zorluk yaşatmayan, hatta rahat rahat alışverişinizi yapmanızı sağlayan bir mimari yapıya sahibiz.

Bunları  pazarlama aksiyonlarıyla birleştirdiğinizde sonuç dediğim gibi karşılıklı olarak tatmin edici oluyor her bakımdan. Farklı uygulamaları olan, sürdürülebilir, güvenli, müşterinin yaşamını kolaylaştıran bir AVM yönetimi anlayışımız var ve açıldığımız günden itibaren bu böyle devam ediyor.

İşteki bir gününüz nasıl geçiyor?

Sabah mutlaka güzel bir kahvaltı ile güne başlarım. İlk iş e-maillerimi kontrol eder, cevaplanması gereken e-maillerin dönüşlerini yapar ve günlük toplantı programımı uygulamaya geçiririm. Mutlaka her gün mağaza yetkilileri ile sohbetle,  saha kontrolü yaparım.  Gün içinde oluşan problemleri çözümler ve hedeflerimizin zamanlamasını takip ederim. AVM sektöründe iseniz eve erken gitme gibi bir lüksünüz olmadığından geç saatlere kadar işlerin takibine devam ederim.

 Sizin hayattaki mottonuz nedir?

Bir Çin Atasözü der ki: ‘Gülümsemeyi bilmeyen dükkan açmasın’ Gülümsemek ve gülmek huzur ve mutluluktur. Hem kendi içimizde hem de dışa yansıttığımızda, iletişim adına olumlu bir etkileşim sağlar. Hizmet sektöründe sürekli iletişim halindeyiz. Gerek AVM misafirlerimiz, gerek çalışma arkadaşlarımız ve özel hayatımızda da ailemiz, dostlarımız.. Gülümsemek önce kendimizi, sonra da karşı tarafı her zaman iyi hissettirir. Sonrası gelir zaten, varsa da sorunlar daha kolay ve akılcı bir şekilde çözülebilir.