Arabica’da Kahve Bir İçecek Değil, Bir Yaşam Deneyimi
Arabica Coffee House, kahveyi sadece fincanda değil; mekânda, evde ve dijital dünyada deneyimlenen bir yaşam kültürüne dönüştürüyor. Arabica Coffee House CEO’su Av. Sertaç Yalçın, markanın 2026 hedeflerinden Maestro konseptine, evde kahve yatırımlarından spor ve gençlik projelerine uzanan büyüme vizyonunu anlatıyor.
Röportaj: Ecem Saral @ecemsaral_

  
Women’s Style Türkiye:
Arabica’nın 2026 hedeflerini nasıl tanımlarsınız? Bu hedefler Türkiye kahve pazarının yükselen dinamikleriyle nasıl örtüşüyor

Sertaç Yalçın: 2026 yılı için Arabica Coffee House’ta daha cesur ama aynı zamanda kontrollü bir büyüme planlıyoruz. Arabica’yı yalnızca kahve sunan bir marka değil; kahve, gastronomi ve deneyimi bir arada sunan güçlü bir yaşam markası olarak konumlandırıyoruz. Bugün 200’ü aşkın şubesiyle Türkiye’nin en yaygın yerli kahve zincirlerinden biri olan Arabica, ulaşılabilir kalite anlayışıyla misafirlerine günün her anında eşlik eden bir deneyim sunuyor.Hedeflerimiz çok net; İstanbul’da 50 şubeye ulaşmak, Türkiye genelindeki yaygınlığımızı güçlendirmek ve Maestro konseptimizi doğru lokasyonlarda büyütmek istiyoruz. Bunun yanında Arabica Kitchen Fit konseptimizi de yaygınlaştırarak kahveyle birlikte nitelikli yeme-içme deneyimini daha geniş kitlelerle buluşturmayı hedefliyoruz. Yurt dışında ise yeni ülkelerde Arabica’yı daha görünür ve erişilebilir bir marka hâline getirmeyi amaçlıyoruz. Evde kahve tarafında da iddiamızı artırıyoruz. Kapsül, granül ve fonksiyonel kahve kategorilerinde lider markalardan biri olma hedefiyle ilerlerken, e-ticaret tarafında da deneyimi sürekli geliştiren bir yaklaşım benimsiyoruz. Dijital altyapımızı güçlendiriyor, ürün portföyümüzü genişletiyor ve Arabica deneyimini evde de aynı kaliteyle sürdürülebilir kılacak çözümler üzerinde çalışıyoruz. Çünkü bugün tüketici yalnızca dışarıda değil, evinde de kaliteli ve güvenilir bir kahve deneyimi yaşamak istiyor.Türkiye’de nitelikli kahveye olan ilginin artması, deneyim odaklı tüketimin güçlenmesi ve yerli markaların global pazarlarda daha fazla söz sahibi olmaya başlaması, bu hedefleri koymamızdaki en önemli etkenler. Üçüncü dalga kahve kültürünün yaygınlaşması ve evde kahve tüketiminin kalıcı hâle gelmesi de Arabica’nın hem mağaza yatırımlarını hem de ev tipi ürün stratejisini doğal olarak destekliyor. Özetle 2026’yı, Arabica deneyimini çok kanallı bir yapıya taşıdığımız; mağazada, evde ve dijitalde aynı kaliteyi sunduğumuz bir büyüme yılı olarak görüyoruz.

W.S.: Son yıllarda Türkiye’de kahve tüketimi ciddi bir ivme kazandı. Arabica olarak bu büyüyen pazarın içinde kendinizi konumlandırma stratejiniz nedir?
S.Y.: Kahve Türkiye’de artık bir “içecek” değil, bir “deneyim.” Yeni nesil tüketiciler, kahveyi yalnızca bir içecek olarak değil, bir yaşam tarzı ve deneyim olarak görüyor. Evde tüketim yükseliyor. Özellikle pandemi sonrasında evde kahve tüketimi arttı; ancak aynı zamanda dışarıda kaliteli kahveye ulaşma isteği de güçlendi. Bu nedenle Arabica olarak granül kahve, kapsül kahve, toz tek kullanımlık karışımlar gibi kategorilere de girdik. 2025 sonunda e-ticaret tarafında çok büyük bir dönüşüm başlattık. 1 Ocak itibarıyla kahve evde de Arabica kalitesinde tüketilebilsin istiyoruz. Yani Arabica deneyimi artık yalnızca şubede değil, evde de devam ediyor. Bu yaklaşım, pazarın hem hacim hem de değer bazında büyümesini destekliyor. Arabica Coffee House olarak biz de bu dinamikleri yakından izliyor, yatırımlarımızı bu talepler doğrultusunda planlıyoruz. Hem yurt içinde hem yurt dışında büyümeye devam ederek, kahve tutkusunu daha geniş kitlelerle buluşturmayı amaçlıyoruz. Bu süreci destekleyen, yenilenen ve sürekli geliştirilen e-ticaret stratejimiz; Arabica’nın kahve uzmanlığını dijital dünyaya taşıyan, kullanıcı deneyimini merkeze alan ve markayla misafir arasındaki bağı evde de canlı tutan güçlü bir yapı olarak konumlanıyor. Dijital kanallarda sunduğumuz bu bütüncül deneyim sayesinde Arabica, kahveyi sadece şubelerde değil, evde ve her an ulaşılabilir kılan bir yaşam markası olma yolculuğunu sürdürüyor.

     

W.S.: Maestro konsepti nasıl ortaya çıktı? Bu konseptin Arabica deneyimine getirdiği yenilikler neler?
S.Y.: Maestro konsepti, Arabica Coffee House’un kahveye olan tutkusunu daha derin, daha rafine ve daha deneyim odaklı bir noktaya taşıma vizyonuyla ortaya çıktı. Bu konseptte kahve, hızlı tüketilen bir ürün olmaktan çıkıp; çekirdeğinden demleme yöntemine kadar ustalıkla ele alınan bir zanaat olarak sunuluyor. Maestro mağazalarında nitelikli çekirdek seçimi, özel kavrumlar, farklı demleme teknikleri ve barista–misafir etkileşimi ön planda. Böylece Arabica deneyimi, daha kişisel, daha öğretici ve kahvenin hikâyesini merkeze alan bir boyut kazanıyor. Bebek’teki bu yeni konseptimizde 3. dalga demleme barı, mocktail köşesi ve sağlıklı–kişiselleştirilebilir menüleri bir araya getirdik. Çekirdekleri yerinde kavurarak misafirlerimize her fincanda tazelik sunuyoruz. ‘Kendi Kaseni Hazırla’ alanı ise özellikle sağlıklı beslenmeyi önemseyenlerin gözdesi haline geldi. Biz Maestro’yu sadece bir kahve mekânı olarak değil, insanların kendini iyi hissettiği, kaliteli zaman geçirdiği bir yaşam alanı olarak tasarladık. Biz Bu anlayışla Maestro’da mocktail barı, alakart mutfak deneyimi ve dönemsel DJ performanslarıyla günün farklı saatlerine yayılan, sosyalleşmeyi ve keyifli anları odağına alan çok yönlü bir konsept sunuyoruz.

W.S.: Türkiye’deki şubelerde lokal kültüre uyum ile global marka kimliğini nasıl dengeliyorsunuz?
S.Y.: Arabica Coffee House olarak global marka kimliğimizi; tasarım dili, ürün kalitesi ve servis standartlarımızla net biçimde korurken, her şehirde yerel kültürle bağ kurmayı önceliklendiriyoruz. Türkiye’deki şubelerimizde menüden mekân kurgusuna kadar bulunduğumuz bölgenin alışkanlıklarını, sosyal yaşamını ve beklentilerini dikkate alıyoruz. Böylece Arabica’nın global duruşunu korurken, her şubede bulunduğu lokasyona ait sıcak ve samimi bir deneyim sunmayı hedefliyoruz. Bizim için güçlü marka olmak, tek tip değil; aynı ruhu farklı kültürlerde doğru şekilde yaşatabilmek anlamına geliyor. Bizim için güçlü marka olmak, tek tip değil; aynı ruhu farklı kültürlerde doğru şekilde yaşatabilmek anlamına geliyor. Bu yaklaşım aynı zamanda Arabica’nın dinamik, bulunduğu şehirle birlikte dönüşen ve kendini yenileyebilen bir marka yapısına sahip olduğunu da gösteriyor. Değişen tüketici beklentilerini ve yerel alışkanlıkları yakından takip ederek, her lokasyonda aynı kaliteyi korurken deneyimi sürekli güncel tutmayı önemsiyoruz.

W.S.: Arabica App’i geliştirme fikri nasıl ortaya çıktı? Uygulamanın müşteri deneyimine katkılarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
S.Y.: Arabica App’i geliştirme fikri, misafirlerimizin Arabica deneyimini yalnızca mağazayla sınırlı kalmadan, her an ulaşılabilir ve kişisel bir hale getirme ihtiyacından doğdu. Dijitalleşen tüketici alışkanlıklarını yakından takip ederek; sipariş, kampanya, sadakat ve ödeme süreçlerini tek bir platformda buluşturmayı hedefledik. Uygulama sayesinde misafirlerimiz hem zamandan kazanıyor hem de Parabica gibi sadakat avantajlarıyla Arabica dünyasının bir parçası olmayı sürdürüyor. Biz Arabica App’i yalnızca bir sipariş kanalı değil; müşteriyle kurduğumuz bağı güçlendiren, geri bildirimleri anlamamızı sağlayan ve deneyimi sürekli geliştiren stratejik bir temas noktası olarak görüyoruz. Bu nedenle uygulamayı, kullanıcı alışkanlıkları ve beklentileri doğrultusunda sürekli güncelleyerek Arabica deneyimini dijitalde de aynı kaliteyle yaşatmaya odaklanıyoruz.


W.S.: Spor ve gençlik projeleri Arabica’nın toplumsal katkı stratejisinde neden önemli bir yer tutuyor?
S.Y.: Arabica Coffee House olarak biz, sadece kahve sunan bir marka olmanın ötesine geçerek gençlere, spora ve toplumsal değerlere katkı sağlayan bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda hem A Millî Futbol Takımlarımızın resmi sponsoru hem de Türkiye Voleybol Federasyonu iş birliğiyle Erkekler ve Kadınlar Voleybol 1. Liglerinin isim sponsoru olarak önemli bir sorumluluk üstlendik. Bunun yanı sıra Türk Paralimpik Komitesi’nin ana sponsoru olarak, sporun kapsayıcı ve ilham veren gücünü desteklemekten de büyük gurur duyuyoruz.Futbolun birleştirici gücü ile voleybolun disiplin ve takım ruhunu yansıtan yapısı, Arabica’nın değerleriyle örtüşüyor. Bu adımları yalnızca marka görünürlüğü olarak değil; kurumsal kimliğimizi sporun dinamizmiyle buluşturan, uzun vadeli ve anlamlı bir strateji olarak görüyoruz. Millî takımların her kategorisine destek vermemiz, genç sporcuların gelişim yolculuklarında yanlarında durma vizyonumuzun doğal bir parçası. Voleybolda 1. Liglere odaklanmamız ise geleceğin sporcularının yetiştiği bu alana duyduğumuz inancı yansıtıyor.Spor ve gençlik projeleri, Arabica’nın toplumsal katkı stratejisinde geleceğe yatırım yapmanın en güçlü araçlarından biri. Bu nedenle spor, bizim için bir sponsorluk alanından öte; sürdürülebilir toplumsal sorumluluğun doğal bir uzantısıdır.
.
W.S.: Arabica’nın kadın barista ve kadın şube yöneticilerini destekleyen ekosistemi nasıl çalışıyor? Bu alanda markanın benimsediği yaklaşım nedir?
S.Y.: Arabica Coffee House olarak kadın barista ve kadın şube yöneticilerini desteklemeyi, insan kaynakları politikamızın doğal bir parçası olarak görüyoruz. Eşit fırsat anlayışıyla işe alımdan terfi süreçlerine kadar tüm aşamalarda yetkinlik ve gelişim odaklı bir yaklaşım benimsiyoruz. Eğitim programları, liderlik gelişimi ve kariyer planlamasıyla kadın çalışanların sektörde uzun vadeli ve güçlü bir şekilde var olmalarını destekliyoruz. Bu ekosistemi ise yalnızca istihdam değil, kadınların karar alma mekanizmalarında daha görünür olduğu sürdürülebilir bir yapı olarak kurguluyoruz. Arabica Coffee House olarak kadınların iş hayatında daha görünür ve güçlü olmasını desteklemek bizim için çok önemli. Bu nedenle hem kendi bünyemizde hem de sosyal projelerimizde kadınlara fırsat sunan çalışmalar yürütüyoruz.

W.S.: Arabica markası bir kişi olsaydı, karakteri nasıl olurdu ve müşterilerle nasıl bir ilişki kurardı?
S.Y.: Arabica bir kişi olsaydı; hayata merakla bakan, enerjisiyle bulunduğu ortamı canlandıran, samimi ama vizyoner bir karakter olurdu. İnsanları dinlemeyi bilen, aceleci olmayan ama her zaman ileriye bakan… Müşterileriyle ‘satıcı–tüketici’ ilişkisinin çok ötesinde, gerçek bir bağ kurardı. Onları tanır, alışkanlıklarını önemser, iyi bir kahvenin bazen sadece kahve olmadığını; bir mola, bir nefes, bir buluşma anı olduğunu bilirdi. Arabica için ilişki, her fincanda yeniden kurulan bir güven ve paylaşım duygusudur.Aynı zamanda merakını hiç kaybetmeyen, araştıran, deneyen ve geliştiren bir yapıya sahip olurdu. AR-GE’yi sadece bir departman değil, bu karakterin doğal refleksi olarak görür; daha iyisini bulmak, deneyimi ileri taşımak ve her temas noktasında kendini yenilemek için sürekli çalışırdı.

 

W.S.: Her gün milyonların tükettiği kahvenin arkasındaki “görünmeyen kahramanlar” kimler? Arabica olarak bu görünmeyen emeği nasıl görünür kılmayı hedefliyorsunuz?
S.Y.: Her gün milyonların keyifle tükettiği kahvenin arkasında; kahve çekirdeklerini büyük bir özenle yetiştiren çiftçilerden, hasat sürecinde emek veren tarım işçilerine; çekirdeğin kalitesini koruyarak işleyen fabrika ekiplerinden kavurma ustalarına uzanan büyük bir emek zinciri var. Arabica Coffee House olarak bu “görünmeyen kahramanları” tedarik zincirimizin merkezine koyuyor, kahvenin kaynağına saygılı ve şeffaf bir yaklaşımı benimsiyoruz. Çekirdeğin toplanmasından kavrulmasına kadar her aşamada kalite, izlenebilirlik ve emeğin karşılığını gözeten bir sistemle çalışıyoruz. Çünkü bizim için iyi kahve, yalnızca lezzet değil; arkasındaki emeğin de hakkıyla anlatılması demek.Bu zincirin önemli halkalarından biri de lojistik ekiplerimiz, şube yöneticilerimiz ve baristalarımız. Kahvenin doğru koşullarda mağazaya ulaşmasından, fincanda misafirle buluştuğu ana kadar geçen süreçte bu ekiplerin emeğini görünür kılmayı çok önemsiyoruz. Arabica deneyiminin her aşamasında emeğe duyulan saygıyı, markamızın temel değerlerinden biri olarak görüyoruz.

W.S.: Kahve kültürü gelecekte nasıl bir evrim geçirecek? Arabica’nın bugün yaptığı hangi yatırımlar, geleceğin kahve alışkanlıklarını belirleyecek?
S.Y.: Kahve kültürünün gelecekte yalnızca bir içecek etrafında değil; deneyim, şeffaflık ve kişisel tercihler ekseninde şekilleneceğine inanıyoruz. Tüketiciler artık sadece iyi kahve içmekle yetinmiyor; kahvenin nereden geldiğini, nasıl işlendiğini ve nasıl hazırlandığını da bilmek istiyor. Arabica Coffee House olarak bugün yaptığımız yatırımların odağında nitelikli çekirdek tedariki, şeffaf üretim süreçleri ve evde kahve deneyimini güçlendiren ürünler yer alıyor. Aynı zamanda mağazalarımızı yalnızca kahve içilen alanlar değil; sosyalleşilen, öğrenilen ve kahveyle bağ kurulan yaşam alanları olarak kurguluyoruz. Barista eğitimleri, kahve atölyeleri ve dijital deneyimlerle kahveyi daha anlaşılır ve erişilebilir hale getirirken; sadakat programlarımızla misafirlerimizle uzun vadeli bir ilişki kurmayı hedefliyoruz. Bugün attığımız bu adımların, gelecekte kahvenin nasıl tüketileceğini değil, nasıl deneyimleneceğini de belirleyeceğine inanıyoruz. Burada Tastopia, bonfesta fabrikalarımızdan bahsedebiliriz.

W.S.: Arabica’nın yemek menüsünde “signature” diyebileceğiniz, markanın ruhunu ve yaratıcı kimliğini en iyi yansıtan tabak hangisi ve oluşum hikâyesi nedir?
S.Y.: Biz Arabica’da ‘signature’ bir tabaktan çok, ‘signature bir yaklaşım’ olduğuna inanıyoruz. Menüleri oluştururken amacımız sadece doyurmak değil; güne iyi bir başlangıç, gün ortasında keyifli bir mola ya da paylaşılan bir an yaratmak. Bu yüzden tabaklarımızda sadelik, denge ve yaratıcılık ön planda. Her lezzet; kahveyle uyum, mevsimsellik ve paylaşım kültürü düşünülerek tasarlanıyor. Arabica mutfağı, tıpkı markanın kendisi gibi; ulaşılabilir ama özenli, sıcak ama karakterli.Bu yaklaşımı Maestro’da daha rafine bir noktaya taşıyarak alakart yemek konseptiyle gastronomik deneyimi derinleştiriyoruz. Kitchen Fit tarafında ise sağlıklı, dengeli ve hızlı hazırlanabilen lezzetlerle, günün temposuna uyum sağlayan hafif ama tatmin edici bir yeme–içme deneyimi sunuyoruz. Böylece Arabica mutfağı, farklı ihtiyaçlara ve anlara eşlik edebilen çok yönlü bir yapı kazanıyor.

W.S.: Arabica kruvasanlarını sıradan bir hamur işinden ayıran yaklaşım nedir? Bu lezzetin ardında nasıl bir ilham var?
S.Y.: Arabica kruvasanlarını farklı kılan şey, yapısal kalitesine gösterilen özen. Hamurun katmanlı dokusu, dengeli kıtırlığı ve tazelik hissi bizim için çok önemli. Çünkü iyi bir kruvasan, kahvenin önüne geçmez; onunla uyum içinde olur. Bu teknik denge sayesinde kruvasan, aceleyle tüketilen bir ürün olmaktan çıkar ve o ana eşlik eden bir tamamlayıcıya dönüşür. İlham aldığımız nokta da tam olarak bu: lezzetin, insanın kendine ayırdığı o kısa ama değerli anlara sessizce katkı sağlaması.Bu deneyimi mümkün kılan unsurların başında ise kullanılan yağ ve un kalitesi ile donuk zincir sürecine gösterdiğimiz hassasiyet geliyor. Tüm bu detaylar sayesinde, standartların ötesinde; her lokasyonda aynı kaliteyi koruyan, emsalsiz ve tutarlı bir kruvasan deneyimi sunuyoruz.

W.S.: Bir Arabica şubesine ilk kez giren birinin, markanın ruhunu tek bir detaydan anlayabilmesini isteseniz, bu hangi detay olurdu?
S.Y.: Bir Arabica şubesine ilk kez giren birinin markanın ruhunu tek bir detaydan anlamasını istesem, bu ‘karşılandığı his’ olurdu. Kapıdan içeri adım attığınız anda sizi saran atmosfer; ışığın sıcaklığı, kahvenin kokusu, mekânın dinginliği ve baristalarımızın samimi yaklaşımı bir bütün oluşturur. Arabica’da hiçbir detay tesadüf değildir; çünkü amacımız sadece iyi kahve sunmak değil, insanın kendini rahat ve ait hissedebileceği bir alan yaratmaktır.
Baristalarımız, Arabica deneyiminin en canlı parçası. İyi bir kahvenin, doğru bir tebessümle ve içten bir iletişimle çok daha anlamlı hâle geldiğine inanıyoruz. Bu samimiyet, markamızın en görünür ama en doğal imzası. Günlük hayatın temposu içinde Arabica’yı, aceleyi yavaşlatan; sohbeti, paylaşımı ve küçük molaları mümkün kılan bir durak olarak konumluyoruz. İlk kez gelen birinin bunu kelimelerle değil, hisle anlamasını isteriz. Arabica’nın ruhu da tam olarak burada saklı: sade ama özenli, samimi ama güçlü, herkes için ulaşılabilir ama kendine özgü.