Gucci’nin olay yaratacak ‘Severed Heads’ defilesi 2018’in en çok konuşulacak olaylarından biri olacak gibi görünüyor. Neden mi? Gelin hep beraber bakalım.
Sadece dört yıl önce, Gucci lüks, cazibe ve kan dolaşımlarıyla uğraşıyordu. Şimdi ise çok farklı bir ahlak anlayışı ile kazandığı muhteşem ticari başarısının keyfini çıkarıyor ve tam da bu yüzden yaratıcı yaratıcı yönetmen Alessandro Michele’in gösteri sonrası toplantısı adeta gelişmiş bir felsefe semineri gibiydi.
Bu sezonda Herons, Michele’in hassas tablolarla kaplı panelli ekranlarının arka planına dayanan kırmızı-pembe arası kadife bir kanepede uzanarak koleksiyonunu açıklarken, koleksiyon ‘post hümanizm’ ve ‘ultra doğal’ olarak tanımlandı.
İlham:
Kendisinin ana ilham kaynağı, Donna Haraway’in 1984’te hazırladığı insanların, hayvanların ve makinelerin sınırlarını sorgulayan bir makale olan A Cyborg Manifesto’ydu.
Podyumda ‘Kendi yaşamımızın Frankestein’ıyız.’ düşüncesiyle hareket edilmişti. Gösteri süresince ‘Bizler, ne olduğumuzu ve ne olmak istediğimizi bildiğimiz sürece varız.’ yazan notlar dağıtıldı. Podyum bir hastanenin ameliyathanesine benzetildi. Sedyelerden cerrahi ışıklandırmalara kadar her şey tamamdı.
Defilenin şüphesiz en ilginç ve en çok dikkat çeken detayı ise mankenlerin ellerinde kendi kopmuş kafalarını taşımasıydı.





