Hırçın, komik, alımlı; Ece Özdikici ile çok özel sohbet gerçekleştirdik.

Röportaj: Banu Aygün Fotoğraf: Muhsin Akgün

Women’s Style Türkiye: ” İzmir’in Kızları” şarkısı çaldı kulağımda bir an:) Hırçın, komik ve alımlı görünüşünüzü İzmir’li oluşunuza bağlayabilir miyiz?
Ece Özdikici: Bayıldım tanımlamanıza. Öyle mi görünüyorum? Hırçın, komik, alımlı… İzmirli oluşumla mı ilgili bilmiyorum ama yıllar içinde ne kadar çok değiştiğimi biliyorum. İnsan bulunduğu ortam, çevre ile inanılmaz değişim yaşıyor. Bu bilinen bir şey ama en iyi kendimde gözlemliyorum bunu. İşim gereği standart iş saatlerinde çalışmıyorum, her yıl farklı insanlarla, farklı mekanlarda çalışıyorum. Bu hayatta açık ve esnek görüş, dayanıklılık, her koşulda var olabilme özelliği kazandırıyor. Olduğum halimi çok seviyor, olacağım halim için ise çok heyecanlanıyorum.

W.S: Kendinizi tek bir alanda kısıtlamak istemediğinizi ve sergi açmak gibi bir hayaliniz olduğunu dile getirmiştiniz. Sergi için düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?
E.Ö: Evet, bu zamana kadar açmamış olmama kızıyorum. Elbette var bir sebebi. En büyük sebebi az evvel bahsettiğim kendi değişimimin bu konuda beni daha yeni buraya getirmesi elbette. Her zaman resim yaptım ben. Belki resim okuyan bazı insanlardan daha çok yaptım ama fazla had bilme her zaman ayağımda pranga. Ben İzmir Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi Resim bölümünde çok değerli hocalarım sayesinde muazzam bir eğitim aldım. Üniversitede tiyatro okumuş olsam da, azmim ve çalışkanlığımla her zaman gurur duyacağım; ben hep çalıştım. Resim çalıştım. Aklımda profesyonel olma konusu yanlış bir yerde durduğundan bu zamana kadar açmamışım. Yakın zamanda sergimde buluşacağız elbette. Pandemi izin verir vermez:)

W.S: Ece’nin kırılma noktalarınızdan bahseder misiniz?
E.Ö: O kadar çok ki. Ben dakika başı kırılırım. Kendi cevabıma kahkahalarla gülüyorum şu an. Şöyle; yanımdan geçen biri bir cümle söyler ben bir şey fark ederim hayat ile ilgili. Biri benimle konuşur ben söyledikleri dışında bam başka şeylerle onu çarpar böler, yeni anlamlar bulur cebime koyarım. Samimi olduğum arkadaşlarımla hep böyle şeyler konuşmak isterim. Yoksa kırılmak üzülmek, mahvolmak anlamında değil. Okuduğum bir kitap, izlediğim bir oyun, film beni çok heyecanlandırdıysa arkadaşlarıma bunu anlatmak için sabırsızlanırım. Hemen ararım anlatırım, sonra hayatlarımız ile ilgili konuşur da konuşuruz. Konuşurken kendimizi her seferinde yeniden yapılandırıyoruz bana kalırsa. O öyle, bu böyle diyen insanlar vardır ya da senin anlattığın farklı bir yaşam biçimini anlamak için değil, reddetmek için, ayıplamak, yaftalamak için dinleyenler. Aman Allah’ım çok yorucular kendileri ve benim için. Eğer sevmediğim bir insan varsa kesin bu özelliklere sahiptir. İnsan tanımak istiyorsanız roman okuyun bol bol. Film izleyin. Oyun izleyin. Çıkın dar hayatlardan. Naçizane…

W.S: Günümüzde kadına şiddet ve erkeklerin aldatma olayları çok gündemde olmaya başladı. Rol gereği olsa da Poyraz Karayel dizisinde siz de eşiniz tarafından aldatılan kadın olarak neler söylemek isterseniz?
E.Ö: Aldatma çok derin bir konu. Onu başka zaman uzun uzun konuşalım. Hatta yazarak da anlatmak istemem. Bir programda birkaç psikiyatr, aldatan ve aldatılanlarla konuşmak isterim aslında. Şiddet ise bambaşka bir konu. Ben konunun ”kadına şiddet” diye çerçevelenmesini anlamsız buluyorum. Şiddet işte. Her ne yol ile yapılıyorsa, fiziksel, psikolojik… Korkunç. Yine isterdim işin uzmanlarıyla konuşmayı, tartışmayı. Sanırım insana daha değer veren bir anlayışta, insanın ruhu için kolaylıkla yardım alabileceği düzenlerde şiddet ile daha az karşılanır. Buraları kurcalamak, şiddete karşıyız diye çene yormaktan daha çok işe yarar.

W.S: Ece’yi hangi rolde görsek şaşırırız?
E.Ö: Şaşırmayın. Neden şaşırıyorsunuz? Oyuncuyum ben. İnsanları oynuyorum.

W.S: Oynadığınız karakterleri size neler öğretti?
E.Ö: Çok fazla ruh var. Hepimizin aynı yaşamasını beklemek ne kadar aptalca bunu anladım.

W.S: Oyunculukta sizi en çok ne korkutur?
E.Ö: Duyarsız, oynarken dinlemeyen partner ve işini savsaklayan ekipten başka korkum yok. Oyunculukla ilgili değil dikkat ederseniz korkum. Oyunculuğun her daralan yolu, bu söylediğim şeyler olmazsa çok güzel. Çünkü beraber yapıyoruz. Benim başarımda partnerimin, ekibimin etkisi çok büyük oluyor. Ben çevremle zenginleşiyor ya da fakirleşiyorum. Oyunculuğu tam da bu yüzden yapıyorum.

W.S: Bu sezon gündemde başka projeler var mı?
E.Ö: Yaptığım kitap seslendirmelerim var. @eceozdikici instagram sayfamdan paylaşıyorum. Hatta köpeğimle girdiğim kayıtlar var, takip edenler o videolara bayılıyor.

W.S: Stilinizin vazgeçilmez üç kuralı ne?
E.Ö: Aynı anda üç renkten fazlasını kullanmam. Şapka yaz kış vazgeçilmezim, takı kullanmayı severim.

W.S: Oyunculuk dışında bilmediğimiz yetenekleriniz var mı?
E.Ö: Resim yapıyorum ve piyano çalıyorum.