Adliyelerde ve hukuk bürolarında ki cinsiyet eşitsizliklerini her fırsatta dile getiren Avukat Dilara Özdemir’ e göre başarının anahtarı her zaman kadındadır.

Women’s Style Türkiye: Kısaca kendinizden bahseder misiniz?
Dilara Özdemir: Genç bir kadın avukatım. Orta halli esnaf emeklisi bir ailenin tek çocuğuyum. Tüm eğitim hayatım boyunca devlet okullarında okudum ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldum. Bir sene öncesine kadar İstanbul’da bir hukuk bürosunda çalışıyordum, geçen sene ani bir kararla bana daha iyi geleceğini düşündüğüm Çanakkale’ye taşınıp kendi hukuk büromu açtım. Hayatını hem hukuka adamış, hem de bu yönde emek vererek hayatını kazanmaya çalışan bir kadınım.

W.S: Kadın avukat olarak adliye olsun müvekkil görüşmeleri olsun ne tür sıkıntılar yaşadınız? Bize biraz bahseder misiniz?

D.Ö: Öncelikle adaletin evi olması gereken adliyeler ve hukuk bürolarında çok büyük bir cinsiyet eşitsizliği mevcut. Aynı emeği verip kadınlardan daha fazla maaş alan erkek avukatlar mı dersiniz, adliye ve diğer kurum personellerinin (birçoğunu tenzih ederek söylüyorum) kadın avukatlara seviyesizce davranışları mı dersiniz, erkek avukatlarla “siz”li-“biz”li konuşan kadın avukata gelince “canım”lı-“tatlım”lı konuşan müvekkiller mi dersiniz, yahut daha da kötüsü kadın avukatları güçsüz görüp tehdit eden karşı taraf mı dersiniz… Anlayacağınız her alanda olduğu gibi hukuk alanında emek vermeye çalışan kadınlarımız da büyük sıkıntı çekiyor. Ne üzücü ki buna alışmış hemcinslerim var. Avukat olarak çektiğimiz zorlukların yanı sıra kadın müvekkillerimizin hayatlarındaki cinsiyet adaletsizliklerine de şahit oluyoruz tabii ki.

W.S: Başarılı kadınların kaynağı nedir? Kendinizi nasıl motive ediyorsunuz?
D.Ö: Bu sorunun cevabına “bence başarı…” diyerek başlamak en doğrusu olacaktır. Çünkü herkesin başarı kavramı farklıdır. Bence başarı çok para kazanmak, iyi bir evde oturmak, tanınmış bir avukat olmak olmadı hiçbir zaman. Avukatların çoğu meslekten en büyük farklı vatandaşın hakkını arama sorumluluğunu omuzlarında 7/24 hissetmektir. Dolayısıyla ben müvekkillerimden birinin hakkını ona teslim edebildiğimde başarılı oluyorum. Sorulara dönecek olursak, başarılı bir kadının en büyük kaynağı kendi içindeki adalet duygusudur. Hakkını aramayı hakkı olmayanı ise almayı reddeden, hiçbir güç karşısında boyun eğmeyen, “bu iş sana göre değil” dendiğinde gülüp geçen kadınlar her daim başarının sahibi olacaktır. Yeterince emek verdiğinde başarılamayacak bir şey olmadığını biliyorum ve beni motive ediyor.

W.S: Kadın avukat olarak İstanbul Sözleşmesi’ni değerlendirir misiniz?
D.Ö: Açıkçası İstanbul Sözleşmesi tarafı olmaktan çıkma ihtimalimizi dile getiren ilk haberi okuduğum günü hatırlıyorum da çok şaşırmıştım. İstanbul sözleşmesi kadını, çocuğu, sosyal adaleti koruyan; cinsiyet kavramının ötesinde her türlü şiddeti önlemeye yönelik hazırlanmış bir sözleşmedir. Ne tarafından bakarsanız bakın şiddet yanlısı insanlar hariç kimseye zararı dokunacak bir sözleşme değildir. Aksine ezileni korur, eşitliği arar. Bakın, ülkemizde maalesef şöyle bir yanılgı var: İnsanlar İstanbul Sözleşmesi gibi uluslararası sözleşmeleri, Anayasamızı, kânunlarımızı ulaşılamaz, okunamaz, gizli saklı zannediyorlar. Aksine toplumu düzenleyen bu kaynakların hepsi açıktır. Tüm kadınlardan ve hatta tüm insanlardan ricam internete girip İstanbul Sözleşmesi’ni bir okusunlar. Toplum düzenini bozacak tek bir madde bulamazlar. Bulacakları tek şey toplumsal adalettir. Son olarak demek isterim ki; #İSTANBULSÖZLEŞMESİYAŞATIR

 

Röportaj: Ecem Saral Duran