Orta yaş ve üzeri bireylerin sağlık sorunu olarak bilinen varis, aslında genç yaşlarda da kendini gösteriyor. Özellikle Z kuşağının, hem genetik faktörler hem de yaşam tarzı nedeniyle bu sorunla daha erken karşı karşıya kalabildiğini vurgulayan Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Semih Barlas konuyla ilgili detayları anlattı.

Görülme sıklığı çok yüksek

Kronik ven hastalığı (CVD), uzun süre pek çok belirtiyle kendini gösteren soruna verilen genel tanımlamadır. Bacaklarımızdaki dokular arasında daha üst tabakalarda yer alan (yüzeyel) veya daha altta, kemiklere yakın alanda bulunan (derin) venlerin içindeki kapakların geri kaçırması ile gelişen, venöz hipertansiyon kaynaklı olabiliyor. Bu damar hastalığı, bazen hiç belirti vermeyebiliyor. Vermeye başladığında ise, ciltte ince kılcal damarlanmalardan, kalın varislere, aylarca geçmeyen yaralara dek geniş bir yelpazede görülebiliyorlar. Bacak venlerinin içlerinde bulunan ve tek yönlü olarak bacaklardan akciğerlere doğru çalışması gereken kapakçıkların bozularak geri kaçırdığı ileri döneme, Kronik Venöz Yetmezlik (CVI) denir. Kronik ven hastalığının, genel olarak bireylerin %50’sinde görüldüğü kabul edilmekteyse de bu sayı, incelenen popülasyon, yaş, cinsiyet, belirti tipi gibi faktörlere göre değişiklik gösteriyor. Yapılan 19 farklı çalışmada, hastalık sıklığının %46’dan %84 gibi çok yüksek bir orana kadar yükselebildiği görülüyor.

Yaş gruplarına göre risk

20’li yaşlarda varis oranı düşük olsa da bu yaşlarda şikâyetler başlıyor. 30–40 yaş grubunda özellikle doğum yapmış kadınlarda risk hızla artıyor. 50 yaş ve üzerinde ise varis, toplumda en yaygın damar sorunlarından biri haline geliyor. Yapılan çalışmalara göre hastalık görülenlerin %25’i 50 yaşın altındaki bireylerden oluşuyor. 60 yaşına gelen erkeklerin %42’sinde, herhangi bir düzeyde kronik ven hastalığı görülebiliyor.

Hamilelik sayısı ile paralel artış gösteriyor

Hamilelik sayısı arttıkça, kadınlarda varis görülme ihtimali de yükseliyor. Hormonal değişimler ve artan basınç, damarlarda belirgin sorunlara yol açıyor. Hamilelik sırasında kadın vücudu pek çok fiziksel ve hormonal değişiklikten geçiyor. Hiç gebe kalmamış kadınlardaki varis sıklığı genel olarak %32, tek bir hamilelik geçirenlerde %38, iki hamilelik yaşayanlarda %43, üç hamilelikte %48, 4 veya daha fazla gebe kalanlarda %59 olarak ortaya çıkıyor.

Aile öyküsü önemli bir risk faktörü

Anne veya babasında varis görülen bireylerde riskin belirgin şekilde yükseldiği biliniyor. Genetik yatkınlık, varis oluşumunda en belirleyici faktörlerden biri. Anne ve babasında varis bulunmayan bir kişide herhangi bir yaşta hastalığın ortaya çıkma olasılığı %20, anne veya babada var ise %25-62 olarak görülüyor. Burada söz konusu olan bir kız çocuk ise oran %60, erkek çocuk ise %25 şeklinde ortaya çıkıyor. Hem anne hem de babada kronik venöz hastalık varsa, doğacak çocuğun kız ya da erkek olduğu fark etmeksizin hastalığın görülme oranı %90’a ulaşıyor.

Z kuşağı daha bilinçli

Sağlık konusuna araştırmacı ve çözüm odaklı yaklaşan Z kuşağı, varis belirtilerinde daha erken doktora başvuruyor. Hem sağlık hem estetik kaygılarla tedavi seçeneklerine daha hızlı yöneliyorlar. Günümüzün modern varis tedavi yöntemleri ile uygun tedaviyi her mevsimde yaptırmak mümkün.