Dünyaca ünlü 1999 yapımı olan Matrix filmini izlemeyeniniz yoktur diye düşünüyorum. İtiraf etmek gerekirse ben henüz birkaç ay önce ilk defa izlemiş oldum. Yani benim düştüğüm hataya siz düşmemişsinizdir! Bugün ele almak istediğim şey ise Matrix’in en bilinen sahnelerinden bir tanesi; Cypher’ın Agent Smith ile konuşurken ‘Ignorance is bliss.’ dediği sahne.

Ignorance is bliss aslında ne?

Öncelikle Türkçe anlamının ‘Cehalet mutluluktur’ olduğunu söylemekle başlayayım. Kaynağı ise bilinenin aksine aslında Matrix filmi değil. Adem ile Havva cennet bahçesinde kıskançlık duygusu, iyi, kötü, utanma duygusu gibi şeylerin hiçbirini bilmeden mutlu mesut yaşarken ‘Bilgi Meyvesi’ olan o meşhur elmayı yedikten sonra artık o mutlu mesut yaşantılarının sonlanmasına dayanan ‘Bilmemek mutluluk verir’ anlamındaki bir kalıp aslında ignorance is bliss.

Peki biz bu kalıbı nasıl algıladık?

‘Ignorance is bliss’in ne olduğu hakkında bir fikri olmayan ya da sadece Matrix sahnesinden duyan kişilerin sağda solda bu kalıbı paylaştığına fazlaca şahit oldum. Genel olarak bizim anladığımız ‘Hiçbir şey bilmesek de olur çünkü cehalet mutluluktur; bir şey öğrenmekle ne uğraşacağım abi!’ oldu. Ben girdiğim ortamlar içinde bu kalıbın konusu açıldığında bunu tam olarak böyle anlayıp savunmaya çalışan insanlar gördüm. O yüzden bundan çıkarabileceğimiz anlamları sizlerle de paylaşmak istiyorum.

Biraz modern bilime göz atalım

Bilmeyenler için Modern Bilim’in tanımı normalde fazlaca karışık olan bilimsel konuların herkesin anlayabilmesi için hap bir hale getirilerek sunulması. ‘Bir farenin İngiltere’den buraya gelme mesafesi kadar…’ buna bir örnek mesela. Peki bunun ignorance is bliss ile ne alakası var? Modern bilimin temel taşlarından biri cehaleti kabul etmek. ‘Nasıl yani?’ Yanisi şöyle; cehaleti kabul etmek cahil olmak ve olacak olmak demek değil. Aksine cehaleti kabul ederek daha çok bilgi edinmeye arzu duymayı pekiştiren bir şey. Ignorance is bliss bu noktada devreye giriyor. Evet cehalet mutluluktur çünkü cehaleti olduğu gibi benimseyerek daha çok şey öğrenebiliriz. Artı olarak var olan şeyleri reddetmek değil kabul etmek her anlamda bize mutluluk getirir.

Gerçekten mutluluk muydu?

Az önce bahsettiğim Adem ile Havva’nın hikayesinde o elma yenmeseydi her şey daha mı güzel olacaktı? Bunu günümüz için düşünelim. Hiçbir suç, hiçbir kötü duygu olmayan bir dünyada yaşamak… Herkesin Polyanna olduğu, her şeyin toz pembe olduğunu düşünün. Benim fikrim ise hem evet daha güzel olurdu hem de hayır olmazdı. Günümüzde yaşanan cinayetler, haksızlıklar, utanç verici suçlar olmasaydı, herkes hayatını gerçekten özgürce yaşıyor olsaydı tabii ki de daha güzel olurdu! Hayır dememin sebebi ise yaşadığımız acıların, karşılaştığımız acıların bizi gerçek anlamda büyüttüğüne ve kişiliğimizi, duruşumuzu oluşturduğuna inanıyorum. Üstelik her şey mükemmel olsaydı iyinin değerini bilemezdik. Sonuç olarak evet, cehalet mutluluktur; kendimizi daha iyi yerlere taşımak, daha çok şey öğrenmek ve öğretmek adına.

Bir sonraki yazıya kadar bilimle kalın. Bir de; may the force be with you!

İrem ARARAT

irem@womensstyletr.com