SİNEM AKGÜL:
“Demokratik Moda Anlayışını Teknoloji ve Müşteri İçgörüsüyle Güçlendiriyoruz.”
LC Waikiki Müşteri İçgörüleri ve Pazarlama İletişimi Genel Müdür Yardımcısı Sinem Akgül, erişilebilir modanın günümüzde yalnızca fi yatla değil; doğru ürün, doğru deneyim ve güçlü müşteri anlayışıyla şekillendiğini vurguluyor. Global büyümenin arkasındaki stratejileri, değişen tüketici beklentilerini ve perakendenin geleceğini anlatan Akgül, markanın başarısının temelinde müşteri odaklılık, çeviklik ve güven olduğunu söylüyor.

Röportaj: Ecem Saral @Ecemsaral_

Women’s Style Tr: LC Waikiki’nin “İyi giyinmek herkesin hakkı” yaklaşımını günümüz tüketicisinin beklentileriyle nasıl buluşturuyorsunuz?
Sinem Akgül: 60’tan fazla ülkede milyonlarca müşteriye dokunan bir marka olarak biliyoruz ki iyi giyinmek herkes için farklı bir anlam taşıyor. Bu nedenle ürün gamımızı yaşa, yaşam tarzına, iklime, kültüre ve farklı ihtiyaçlara göre çeşitlendiriyoruz. Aynı zamanda erişilebilir modayı yalnızca fiyat perspektifinden değerlendirmiyoruz, mağaza ağımızdan dijital kanallara, koleksiyon çeşitliliğinden beden aralığına kadar her noktada ulaşılabilir olmayı önemsiyoruz. Bugünün müşterisi hızlı değişiyor ve çok daha bilinçli. Bu nedenle bizim için önemli olan sadece trendleri takip etmek değil, müşteriyi anlamak, ihtiyaçlarını öngörmek ve doğru ürünü doğru zamanda sunabilmek. Demokratik moda anlayışını bugün teknoloji, veri ve müşteri içgörüsüyle daha güçlü hale getiriyoruz.

W.S.: Moda sektöründe tüketici davranışları son yıllarda nasıl değişti? Sizce markaların bu değişime uyum sağlaması için en kritik konu nedir?
S.A.: Son yıllarda tüketici davranışlarındaki en büyük değişim, alışverişin sadece ihtiyaç odaklı olmaktan çıkıp çok daha bilinçli, seçici ve deneyim odaklı hale gelmesi oldu. Bugünün tüketicisi modayı yaşam tarzını, kimliğini ve günlük ihtiyaçlarını nasıl desteklediği üzerinden değerlendiriyor. Tüketiciler artık çok daha fazla seçenek görüyor, karşılaştırıyor. Bu da beklentiyi yükseltiyor. Müşteriler yalnızca trend ürünler değil, kullanım kolaylığı, kalite, konfor, stil ve çok yönlülüğü aynı anda talep ediyor. Markaların bu değişime uyum sağlaması için en kritik konunun müşteriyi gerçekten anlamak olduğuna inanıyorum. Çünkü bugün başarılı olan markalar müşterinin hayat ritmine, ihtiyaçlarına ve beklentilerine uyum sağlayabilen markalar oluyor. Bu nedenle veriyle desteklenen içgörü, çeviklik ve müşteri odaklılık artık sadece rekabet avantajı değil, temel gereklilik haline geldi.

W.S.: LC Waikiki’nin global ölçekte büyümesini destekleyen en güçlü pazarlama stratejileri neler oldu?
S.A.: Global ölçekte büyümenin temelinde tek tip bir strateji değil, doğru denge var. Güçlü bir marka kimliği ile yerel adaptasyonu birlikte yönetebilmek kritik önem taşıyor. LC Waikiki olarak her pazarda aynı marka değerlerini taşıyoruz ancak her pazarı kendi dinamikleriyle okuyarak hareket ediyoruz. Çünkü moda çok lokal bir konu. İklimden kültüre, alışveriş alışkanlıklarından yaşam tarzına kadar her unsur tüketici tercihlerini etkiliyor. Aynı coğrafya veya bölge içinde bile tercihler farklı olabiliyor. Pazarlama yaklaşımımızın merkezinde müşteri içgörüsü bulunuyor. Veri odaklı karar alma, omnichannel yapı, güçlü mağaza deneyimi ve dijitalleşme yatırımları büyümemizi destekleyen önemli alanlar oldu. Aynı zamanda erişilebilir moda konumlandırmamızı tüm pazarlarda tutarlı şekilde korumamız da markanın küresel ölçekte güven oluşturmasını sağladı.

W.S.: Sizce güçlü bir marka ile tüketici arasında duygusal bağ nasıl kuruluyor?
S.A.: Duygusal bağın, tutarlılıkla kurulduğunu düşünüyorum. Müşteri bir markanın ne söylediğinden çok, neyi sürekli ve istikrarlı bir şekilde yaptığına bakıyor. Bir marka müşterinin hayatına ne kadar anlamlı şekilde dokunuyorsa o kadar güçlü bağ kurabiliyor. Bu bazen doğru ürünü doğru anda sunmak, bazen aile alışverişini kolaylaştırmak, bazen de müşterinin kendini ait hissetmesini sağlamak olabiliyor. Bizim için duygusal bağın temelinde güven var. Yıllar boyunca müşterilerimizin hayatındaki farklı anlarda yanında olabilmek, nesiller boyunca tercih edilen bir marka olmak ve her temas noktasında aynı deneyimi sunabilmek bu bağı güçlendiriyor.

W.S.: Bugünkü deneyiminizle 25 yaşındaki Sinem Akgül’e tek bir cümle söyleme şansınız olsaydı ne söylerdiniz?
S.A.: 25 yaşındaki halime bir şey söylesem bile, muhtemelen dinlemezdi. Zaten işin asıl güzelliği de burada; çünkü ders ancak yaşanarak öğreniliyor. O yüzden belki de en doğru cümle şu: “Merak etme, hissettiğin herşey tamamen normal, cesaretle risk al ve hatalar yapmaya devam et, hatalarından öğrendikçe muhteşem bir kadına dönüşeceksin.”

W.S.: 2026 yaz sezonunda tüketicilerin en çok ilgi göstermesini beklediğiniz koleksiyonlar hangileri?
S.A.: 2026 yaz sezonunda tüketicilerin şık, rahat ve fonksiyonel parçalara yöneldiğini görüyoruz. Bu sezon koleksiyonlarımızı oluştururken yazın enerjisinden, Akdeniz’in sıcak atmosferinden ve sahil yaşamının samimi ruhundan ilham aldık. Öne çıkan koleksiyonlarımızdan Spice Market, yazın daha güçlü ve karakter sahibi tarafını yansıtıyor. Hardal tonları, kahverenginin derinliği ve haki renklerin doğallığıyla Akdeniz’den ilham alan modern bir şehir stili sunuyor. Cruise Line koleksiyonu ise yazın sahil ruhunu taşıyor. Denizden ilham alan mavi tonları, beyazın sadeliği, lacivertin zamansız şıklığı ve kırmızının enerjisiyle daha dinamik ve tatil odaklı bir stil dünyası yaratıyor. Relaxed Elegance ise daha sakin, rafine ve zamansız bir stil arayanlara hitap ediyor. Rahatlığı estetikle buluşturan bu yaklaşımın özellikle günlük kullanımda güçlü karşılık bulduğunu görüyoruz. Genel olarak tüketiciler artık gardıroplarında daha uzun süre kullanabilecekleri, kombinlemesi kolay ve günlük hayata adapte olabilen ürünler arıyor. Biz de koleksiyonlarımızı bu ihtiyaçları merkeze alarak şekillendiriyoruz.

W.S.: Bir müşterinin mağazaya girdiği andan alışverişini tamamlayana kadar yaşadığı deneyimi geliştirmek için hangi çalışmaları yürütüyorsunuz?
S.A.: Bugün mağaza deneyimini yalnızca fiziksel alan olarak görmüyoruz; mağaza, dijital ve veri destekli bir deneyim merkezine dönüşüyor. Müşterinin mağazaya girişinden ödeme anına kadar yolculuğu sürekli analiz ediyor ve iyileştirme alanları üzerinde çalışıyoruz. Mağaza yerleşimlerinden ürün erişimine, kasa süreçlerinden dijital entegrasyonlara kadar her noktada alışveriş sürecini daha kolay ve akıcı hale getirmeye odaklanıyoruz. Aynı zamanda omnichannel yaklaşımımızla fiziksel ve dijital deneyimi birbirini tamamlayan yapılar olarak kurguluyoruz. Çünkü müşteriler hayatlarını kolaylaştıran deneyimler yaşamak istiyor.

Stil, kişinin kendini en rahat ve en özgün hissettiği yerde başlar

W.S.: Perakende sektöründe yaşanan hızlı dönüşüm markanın gelecek planlarını nasıl şekillendiriyor?
S.A.: Bugün oyunun kurallarını değiştiren en kritik dinamik hız. Ancak burada bahsettiğimiz hız yalnızca ürünün mağazaya ulaşma süresi değil, bir fikrin tasarım aşamasından müşteriyle buluşmasına kadar geçen tüm sürecin çevikleşmesi anlamına geliyor. Geçmişte aylarla ölçülen planlama ve koleksiyon döngüleri bugün haftalarla ölçülüyor. Tüketiciler artık sosyal medyada gördükleri bir trendin aylar sonra mağazaya gelmesini beklemiyor. Bu nedenle geleceğe yönelik yatırımlarımızın merkezinde yapay zeka, veri analitiği ve uçtan uca dijitalleşme yer alıyor. Talebi daha doğru öngören, daha hızlı karar alan ve değişen müşteri beklentilerine daha çevik yanıt verebilen bir yapı inşa ediyoruz.

W.S.: LC Waikiki bugün milyonlarca insanın hayatına dokunan global bir marka. Bu başarıyı sürdürülebilir kılan temel değerler nelerdir?
S.A.: Bizi sürdürülebilir kılan en önemli unsur, müşteriyi merkeze koyarken değerlerimizden taviz vermemek. LC Waikiki’nin DNA’sında müşteri odaklılık her zaman vardı. Ancak artık bu yaklaşımı bir adım ileri taşıyarak “müşteri takıntılılığı” kültürünü benimsedik. Bu dönüşüm, organizasyonel yapımızda ve karar alma biçimlerimizde köklü değişiklikler getirdi. Artık müşterinin gelecekte neye ihtiyaç duyabileceğini öngörmeye çalışıyoruz. Bu doğrultuda tüm departmanlarımızı müşteriyi merkeze alan bir yaklaşımla yeniden yapılandırdık. Ürün geliştirmeden mağaza deneyimine, dijital temas noktalarından satış sonrası hizmetlere kadar her adımda müşterinin sesi, verilerle desteklenen içgörülerle şirketin stratejik kararlarına yön veriyor. Bu kültür müşterilerimizle duygusal bir bağ kurmayı da sürdürülebilir başarımızın temeline yerleştiriyor.

W.S.: Hayatınız boyunca unutamadığınız bir profesyonel ders var mı?
S.A.: Profesyonel ve kişisel hayatımda da aldığım en büyük ders aynı: Sessizliğin Gücü. Kötü bir haber geldiğinde hemen cevap yetiştirme. O anlık panikle gönderdiğin ‘Acil!’ maili, 2 saat sonra sakin kafayla yazacağın 3 cümlelik net açıklamanın önünü keser. Krizde ilk yapılacak şey aksiyon değil, nefes almaktır.

W.S.: Women’s Style Türkiye okuyucularına yaz sezonu için vermek istediğiniz stil ve yaşam önerileri nelerdir?
S.A.: Yaz sezonunda en önemli önerim, stil seçimlerini yaşam tarzınızla birlikte düşünmek olur. Çünkü bugün moda, günün farklı anlarına uyum sağlayabilen, hareket alanı sunan ve kişinin kendini iyi hissetmesini destekleyen bir deneyime dönüşüyor. Bu yaz doğal dokular, nefes alan kumaşlar, hafif katmanlar öne çıkıyor. Şehir hayatından tatil planlarına, gündüz temposundan akşam buluşmalarına kolayca uyum sağlayabilen kombinler dikkat çekiyor. Bu nedenle az parçayla çok kullanım sağlayan, farklı şekillerde kombinlenebilen ürünler yaz gardırobunun güçlü oyuncuları arasında yer alıyor. Trendleri kendi tarzınızla buluşturun, sizi iyi hissettiren ve hayatınıza uyum sağlayan seçimler yapın. Çünkü stil, kişinin kendini en rahat ve en özgün hissettiği yerde başlıyor.