Zayıflamada yeni trend: Bütünsel beslenme

Bugüne kadar duyduğumuz beslenme akımlarından farklı olarak bütünsel beslenme belirli yiyecek gruplarını yasaklamıyor. Bütünsel beslenme bizim hayatımız boyunca sağlıklı bir beslenme biçimini benimsememizi sağlar. Tüm detayları Bütünsel Beslenme Danışmanı Bersu Ekinci anlattı.

Biraz klişe olacak ama vücudumuz sahip olduğumuz tek hazine. Ona nasıl yaklaşırsak, zaman içerisinde o da bize aynı şekilde karşılık verecek. Üstelik bunu yapmak için yaşlanmamızı da beklemeden!

Vücudumuza iyi bakmanın kuralları aslında çok basit. Beslenmemize özen göstermeli ve düzenli spor yapmalıyız. Amacımız yalnızca zayıf görünmek olmamalı. Etrafımızda birçok zayıf ‘obez’ olduğunun farkında mısınız? Beslenmesine dikkat etmeyen kişilerin kilo sorunu olmaması sağlıklı bir vücuda sahip olduklarını göstermez. İşte bütünsel beslenme tam da bu noktada devreye giriyor. Bugüne kadar duyduğumuz beslenme akımlarından farklı olarak bütünsel beslenme belirli yiyecek gruplarını yasaklamıyor. Bu besinleri, örneğin basit karbonhidratı, yağı sağlıklı alternatifleriyle değiştiriyor. Hatta şekeri bile!
‘Peki bütünsel beslenme ile zayıflamak mümkün mü?’ dediğinizi duyar gibiyim. Bu sorunuzun cevabını danışanlarımın zayıflama hikayelerini anlatarak açıklayayım…

İnanmak çok önemli!

Danışanım Simge, 20’lerinin sonunda genç bir kadın. Ortaokul yıllarından beri kendini kilolu olarak kabullenmiş, ilerleyen yaşlarında kilo vermeye çalışsa da 5 kilo verip, diyeti bıraktığı anda 10 kilo geri almış. Son iki senede metabolizma hızlandırıcı olduğu söylenen bitkisel içecekler, ilginç karışımlar deneyip, özel antrenörlerle spor yapsa da fayda görmemiş. Kilo vereceğine dair pek umudu yoktu. Yine de bütünsel beslenmeyi denedi. Sadece 5.5 ayda 35 kilo verdi. Şimdi 36 beden, incecik ve son derece sağlıklı!

Ece de tıpkı Simge gibi hayatı boyunca fazla kilolarıyla mücadele etmiş bir danışanım. Popüler diyetlerin çoğunu denemiş ve sayısız defa diyetisyenlerin kapısını çalmış. Ece’ye insülin direnci olduğu ve metabolizmasının 44 yaşında bir kadınınkiyle aynı olduğu söylenmiş. Fazlalıklarından 60 günde kurtulacağını söylediğimde pek inanmadı ama söylediklerime harfiyen uydu. Sonuca kendisi bile inanamadı. 80 günde 22 kiloya veda etti!

1 ay uygulayıp vazgeçerseniz olmaz

Finans uzmanı Murat Bey ise, bambaşka bir hikayeye sahip. Danışanlarımın arasında en kötü beslenme alışkanlıklarına sahip kişilerden biriydi. Bolca meze, kızarmış yiyecekler yemeden yapamazdı. Murat Bey, tüm bu yanlış beslenme tarzından uzaklaşıp, 100 kilodan 75 kiloya indi. Ardından kendi kendine 5 kilo daha verdi! Şu anda yine sevdiği yiyecekleri tüketebiliyor ama ertesi gün ne yapacağını biliyor.

Çünkü bütünsel beslenme 1 ay uygulanıp vazgeçilecek bir diyet listesi değil! Bütünsel beslenme hayatımız boyunca sağlıklı beslenme biçimini benimsememizi sağlar. Yazının başında da belirttiğim gibi, bütünsel beslenme anlayışında hiçbir yiyecek grubu yasaklı listesinde değil. Sadece makarna yerine karabuğday, tatlı yerine kuru ya da yaş meyveler tercih etmek gibi püf noktaları içeriyor. Yemek pişirme tekniklerimizi değiştirip, gıdaları vücudumuza daha faydalı olacak şekilde tüketiyoruz. Avokado, zeytinyağı, Hindistan cevizi yağı gibi sağlıklı yağlar beslenme listemizin olmazsa olmazı!

Doğru besinler birlikte yenmeli

Bütünsel beslenmenin temelinde doğru besin kombinasyonları yapabilmek yatıyor. Örneğin; akşam yemeğinde ızgara yediğiniz için doğru bir tercih yaptığınızı düşünüyorsunuz ama hem tavuk hem de kırmızı eti birlikte tüketmişsiniz. Masum gözükse de aslında yanlış bir tercih. Yaz aylarının favori ikilisi karpuz peynir, doğru bir besin kombini mi? Sahi süt ve süt ürünlerini tüketmeli miyiz? Bütünsel beslenme tüm bu sorulara cevap veriyor. Ve sürecin sonunda karpuz yanında peynir yemek istediğinizde yağlı Ezine peynirini değil, daha sağlıklı bir alternatif olan lor peynirini tercih ediyorsunuz. Beyaz etin kırmızı etle tüketilmemesi gerektiğini öğreniyorsunuz.

Doyurulması gereken sadece biyolojik açlığınız değil!

Kimimiz sadece karnımızı değil, ruhumuzu da doyurmak isteriz. Ruhsal açlığımızı doyuran gıdalar, birincil gıdalar grubuna dahil oluyor. Yani moralimiz bozukken saldırdığımız pastalar, bilgisayarın başında sunum hazırlarken bilinçsizce tükettiğimiz cipsler, birincil gıdaların eksikliğinden kaynaklanıyor. Bedenimizi besleyen gıdalar ise, ikincil gıdalar grubuna giriyor. Bu grupta sağlıklı sebzeler, meyveler, proteinler, sağlıklı karbonhidratlar ve yağlar var.
Bazen ‘Bugün kendimi iyi hissetmiyorum, kendimi ödüllendirip kremalı makarna, üzerine de kadayıf yiyeceğim’ diyebiliyoruz. İşte bu istek duygusal açlıktan geliyor. Bu nedenle birincil ve ikincil gıdaların dengelenmesi şart. İlişkilerimiz, iş yaşantımız, sosyal hayatımız gibi faktörlerin beslenmemizdeki etkisini dengelememiz gerek.

Çareyi gıdalarda aramayın

Bu noktada içinde bulunduğumuz duygusal boşluğu fark edip yoga, meditasyon, pilates gibi sporlara yönelmeli veya sevgilimizle, eşimizle güzel vakit geçirmeli, aramızdaki gerginliği çözmek için çalışmalıyız. Çünkü hepimiz biliyoruz ki, tabak tabak yediğimiz soslu makarnaların, pizzaların ne iş ne de aşk hayatımıza bir faydası dokunmuyor.

Bu yazıyı okurken sürekli gün içerisinde tükettiğiniz şeyleri düşünüp, zihninizde kendi beslenme alışkanlıklarınızı tarttığınızı biliyorum. Sağlıklı bir yaşama adım atmak için hiçbir zaman geç değil! Son olarak size küçük bir sır vereyim; Eğer ofiste yemek sonrası sürekli mideniz yanıyor, her sofradan kalktığınızda soda içip yediklerinizi hazmetmeye çalışıyor ve çareyi ilaçlarda arıyorsanız, yanlış beslendiğinize dair daha fazla kanıta ihtiyacınız yok!