Ülkemizde halkla ilişkiler sektörünün önde gelen isimlerinden Taçnur Aydın başarının anahtarı çok çalışmak ve çabuk vazgeçmemekten geliyor. Zaten bu iki özellikte Türk kadınının DNA’sında var.


Women’s Style Türkiye: Aslen güzel sanatlar mezunusunuz ama halkla ilişkiler sektörüne nasıl giriş yaptınız?
Taçnur Aydın: Eğitim hayatından sonra uzun yıllar medyada görev aldım. Medyada görev yaptığım dönemlerde bu sektörün dinamiklerini öğrendim. Sonrasında ise hakla ilişkiler şirketi olan yakın bir arkadaşımın davetiyle destek için girdiğim sektörde kendi ajansımı kurdum. Böylelikle hem medyadan uzaklaşmamış hem de bilgi ve tecrübemle kendime yeni bir yol çizmiş oldum.

W.S: Halkla ilişkiler sektörü pandemiden nasıl etkilendi?
T.A: Pandemi tüm sektörlerde olduğu gibi halkla ilişkiler sektörünü de farklı bir boyuta taşıdı. Bu dönemde iş yapış şekillerinin değiştiğini hep birlikte gözlemledik. En önemli gözlemlerimizden biri ise teknoloji kullanımının verdiği olanaklardan sonuna kadar yararlanmak oldu. Böylelikle mevcut işlerimizi ofise gitmeden de internet ortamında yapabilme kabiliyetine sahip olduk. Performans olarak şu ana kadar hiçbir olumsuzluk yaşamadığımızı da söylemek isterim. Bunun yanında yeni normal olarak adlandırdığımız ve bir süre daha böyle gitmesini beklediğimiz bu sistem içindeki olumsuz taraf ise yüz yüze iletişimden mecburen uzaklaşmamız oldu. Yaptığımız işin bir gereği olarak iş ortaklarımız ve çözüm ortağı olduğumuz sektör temsilcileri ile birlikte sosyal bir ortamı maalesef paylaşamıyoruz.

W.S: Artık yüz yüze etkinlikler bir süre daha olmayacak gibi görünüyor. Bunun sonucunda halkla ilişkiler sektörü için farklılaşmanın anahtarı nedir?
T.A: Sektörümüz en dinamik sektörlerden biri. Özellikle iletişim çağında önemi büyük ölçüde artmış durumda. Bunları göz önüne aldığınızda değişim ve gelişim kaçınılmaz bir olgu. Dinamiklere hâkim olmak ve bu dinamikler çerçevesinde hizmet vermek olmazsa olmazların başında geliyor. Evet! Bir süre daha yüz yüze etkinlikler yapılamayacak gibi görünüyor. İşte tam da burada farklı çözümler üretilmesi konusu devreye giriyor. Beklentilerin karşılanması aşamasında yaratıcılığın devreye girmesi kaçınılmaz. Hizmet verdiğimiz sektörlerde de bu dinamikler üzerinden hareket edip uygun çözümler geliştiriyoruz. Dijital etkinlikler, Skype üzerinden yapılan röportajlar bu ara çözümlerden sadece ikisi. Dünyanın kuruluşundan bu yana her şarta uyum sağlayan insan, 100 yılda bir gelen bu tür olumsuzlar karşısında da pozisyonunu alıyor.

W.S: Girişimci bir kadın olarak ülkemizde kadın girişimci olmak zor mu?
T.A: Geldiğimiz noktada özellikle kadın girişimcilerin başarı hikâyelerini keyifle takip ediyorum. Bir fikir dünyayı değiştirebilir düşüncesini hep savundum. Türk kadının da bu istek ve çalışkanlık vardır. Ben zorlukları aşmak için istek ve azmin çok önemli olduğuna inanan biriyim. Kolay olan iş bence gerçek başarı sayılmaz. Bizim işimiz bütünüyle kolay bir iş değildir o nedenle zoru sevmeyen biri başarılı olamaz diye düşünüyorum.

W.S: Bugüne kadar hizmet verdiğiniz sektörler içinde en zoru hangisiydi?
T.A: Birden fazla disipline ve dinamiğe sahip bir iş kolu olan Halkla İlişkiler sektörünün temelinde insan ilişkileri yatıyor. Çok yönlü, bilgili, her sektöre ilgi duyan, okuyan, analitik çözümlemeler yaparak strateji geliştiren insan kaynağına ihtiyaç duyuluyor. Öncelikle insan ilişkileri diyoruz ancak sektörün çok yönlülük prensibi içinde yerini almak bu açıdan çok önemli. Bu sektöre ilgi duyanlara öncelikli tavsiyelerim şunlar olacak; iyi insan ilişkileri, sürdürebilir eğitim, gelişmiş bakış açısı, uyumluluk ve ekip çalışmasına yatkınlık.

W.S: Halkla ilişkiler ve etkinlik üzerine kendisini geliştirmek isteyenlere neler tavsiye edersiniz?
T.A: Birden fazla disipline ve dinamiğe sahip bir iş kolu olan Halkla İlişkiler sektörünün temelinde insan ilişkileri yatıyor. Çok yönlü, bilgili, her sektöre ilgi duyan, okuyan, analitik çözümlemeler yaparak strateji geliştiren insan kaynağına ihtiyaç duyuluyor. Öncelikle insan ilişkileri diyoruz ancak sektörün çok yönlülük prensibi içinde yerini almak bu açıdan çok önemli. Bu sektöre ilgi duyanlara öncelikli tavsiyelerim şunlar olacak; iyi insan ilişkileri, sürdürebilir eğitim, gelişmiş bakış açısı, uyumluluk ve ekip çalışmasına yatkınlık.

W.S: Kadına şiddet son dönemde yine arttı. Bu olayların azalması için iyi bir bilinçlendirme çalışması sizce nasıl olmalı?
T.A: Öncelikle şiddet bir insanlık sorunu. Bugün baktığımızda dünyanın en ileri ve gelişmiş toplumlarında bile sorun olmaya devam eden bir konu. Kadına şiddet ise tolerasyonu olmaması gereken bir durum olarak ele alınmalı. Sosyolojik açıdan bakıldığında ise bu konuda herkese sorumluluk düşüyor. Devletimiz başta olmak üzere bu konuya acilen çözüm bulunması, eğitimlerin artırılması, yeni projeler geliştirerek çözüm odaklı bir yaklaşıma gidilmesi artık zorunlu. Eğitime önem vermeliyiz ancak hemen alınacak tedbir kanunî caydırıcılık olmalı. Her gün yeni şiddet ve kadın cinayeti haberiyle karşılaşmaktan toplum olarak acı çekiyoruz. Acil önlemlerin alınmasının artık elzem bir konu olduğunu düşünüyorum.

W.S: Kadın girişimci olarak zor durumlarla karşılaştınız mı? Unutamadığınızı bizimle paylaşır mısınız?
T.A: Sektör olarak baktığımızda zor bir iş yaptığımızı açık yüreklilikle söyleyebilirim. Temelinde insan ilişkilerinin olduğu bir iş dünyanın neresinde olursanız olun zordur. Meslek hayatımda çok zorluklarla karşılaştım doğal olarak. Ancak negatifi pozitife çevirmek nasıl işimizin bir parçasıysa, zorlukların üstesinden gelmek de aynı ölçülerde bir parçası. Ben bu ve bunun gibi zorluk durumlarında farklı bakış açılarının gerekliliğine inanırım. Tek bir bakış açısıyla zorluklara direnmek geçici çözümlerdir. Burada önemli olan o zorluğu aşarken yeni zorlukları ortaya çıkarmayacak ortamı sağlamaktır. Bugüne kadar bu böyle oldu ve bundan sonra da böyle devam edecek. Çünkü sadece iş yaşamınızda değil sosyal yaşamda da zorluklar karşınıza çıkabilir. Bu yüzden zorluğun temelini iyi kavrayıp stratejilerinizi buna göre tesis etmeniz gerekir. Yeter ki bir şey imkânsız olmasın. Zorluğun üstesinden her zaman bir şekilde gelinir.

W.S: Yoğun temponun arasında kendinize nasıl zaman ayırabiliyorsunuz?
T.A: İletişime dayalı bir sektörde çalışıyorsanız eğer yıl boyu haftanın 7 günü 24 saat az ya da çok çalışmayı göze almışsınız demektir. Bundan sürekli çalışıyoruz anlamı çıkmasın. Demek istediğim şey daima hazırlıklı olmaktır. Ben kendime zaman ayırma konusunda biraz sorunluyum. İşimi daima ön plana alarak bir yaşam sürüyorum. Bunun doğru bir davranış şekli olmadığının da farkındayım. Ancak pandemi döneminde kendime çok daha fazla zaman ayırma şansını buldum. İşimle ilgili hiçbir ayrıntıyı atlamadan da zamanını daha iyi kullanmama ve kendime de zaman ayırma şansına ulaştım. Pandemi döneminin benim açımdan kazanımı da bu oldu diyebilirim.

Röportaj: Ecem Saral Duran