Burcu Kara ” Pandemi bana çok güzel hediye verdi”

“Pandemi bana çok güzel hediye verdi. Yıllardır hep aklımda olan, ama bu kadarını benim bile hayal etmediğim, beni çok etkileyen bir ürün ile tanıştım. Bunu çocuklar için bir işe dönüştürdüm. 0 – 3 yaş arası çocuk giysileri yapmaya başladım.”

RÖPORTAJ: ECEM SARAL @eechemmm
FOTOĞRAF: TUNCA SARIŞEN @tuncasarisen
STYLİNG: ELA BAHÇECİ @ela_bahceci
STYLİNG ASİST.: CEM YÜCE @cemyuce
SAÇ & MAKYAJ : BURAK AYDIN @burak.mert.aydnn
MEKAN: MOTTO 11 PHOTO & FİLM PRODUCTION @motto11production
Women’s Style Türkiye: Haber spikerliğinden oyunculuğa geçen bir yolculuk… Oyunculuk neden ağır bastı?
Burcu Kara: Oyunculuk bambaşka bir duygu. Evcilik oynamak gibi bir şey, bu kadar sıkıcı ve sorunlu bir devirde oyunculuk yapabilmek bir nimet açıkçası. Habercilik çok stresli ve ben çok duygusal bir insanım. Çok sevmek lazım iyi bir haberci olabilmek için. Ben çok sevebildiğimi düşünmüyorum. Özgür olabileceğim bir ortam da değil habercilik. Oyunculuk planladığım bir şey değildi ama daha çok seveceğimi daha fazla mutlu olacağımı düşündüm ve haber merkezinde yaşadığım sorunlardan dolayı da işten ayrıldığım bir dönem oyunculuk dersleri almaya başladım. Sonra da her şey o tarafa aktı birden kendimi setlerde buldum.
W.S.: Pandemi sürecinde kendinizi nasıl idare ettiniz?
B.K.: Hepimizde olduğu gibi bende akıl ve ruh sağlığımı korumaya çalışıyorum. Çok evcimen birisiyim Allahtan. Evde sıkıldım gibi bir şey diyemeyeceğim o yüzden .Küçük bir çocuğum olduğu için onu oyalamak ve ilgilenmek çok zaman alıyor zaten, ev işleri gibi her şey ile birebir ilgilenen, dokunan, evde ve mutfakta olmayı seven birisiyim. Pamdemi de hep beraber evde olmak güzel bir tecrübeydi tabii.
W.S.: Yemek yapmayı sever misiniz😊 ?
B.K.: Evet çok keyif alırım. Yemek, ekmek her şeyi yapan birisiyim. Eşim ve ben mutfağı çok seviyoruz. Biraz da onun için pandemi de sıkılmadık. Aksine beraber vakit geçirebildiğimiz için çok güzel bir dönem oldu bizim için. Hayatımın en güzel dönemiydi hatta. Bizim evimiz genelde kalabalıktır be bu dönemde baş başa kalabildiğimiz zamanlarımız çok oldu. Benim için daha izole daha kendi kendimize olduğumuz bir dönemdi. Ben çok güzel hatırlıyorum o dönemleri. Evde ve bahçede çok vakit geçiririm, film izlemeyi ve kitap okumayı da çok sevdiğim için Ali ile beraberken de zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorum zaten. Okula da gidemediğinden hep evde olduğundan benim için çok hareketli ve sürekli bir iş yapmak durumunda olduğum bir dönem.
W.S.: Yeni projelerinizden bahseder misiniz?
B.K.: Tam” Evet” hadi derken önümüzdeki yıla kalan projeler oldu bu yıl. Pandemi aslında birçok şeyi karıştırdı. Bu anlamda birçok insanın, şirketin ve sektörlerin planlamalarını çok değiştirdi. Bu yüzden planlanan sözleşilen işlerin bile çoğu olmadı. Allah’ tan şimdi dijital platformlar geldi seçenek çoğaldı. Şu an anlaştık diye bir şey yok ama beklediğim bir iş var. Onun dışında bu süreçte pandemi bana çok güzel bir hediye verdi. Yıllardır hep aklımda olan, ama bu kadarını benim bile hayal etmediğim, beni çok etkileyen bir ürün ile tanıştım. Bunu çocuklar için bir işe dönüştürdüm. 0 – 3 yaş arası çocuk giysileri yapmaya başladım. Bunu da ilk defa size söylüyorum😊 Daha yeni yeni bu ay takipçilerimle ve annelerle, anneanneler, babaanneler, halalar ve teyzeler buna ilgi duyan bunu kullanan ihtiyacı olan kitle ile paylaşacağım. Çok özel bir kumaş. Ben onun heyecanı ve mutluluğu içerisindeyim. Yazdan beri onun için çalışıyorum. Artık sona geldik. Anlaştığım bir mağaza zinciri var. Şu an 6 noktada ve 2 internet sitesinde olacak ama büyüyerek gelişeceğini düşünüyorum. Hikâyesinden, benim ve eşimin de çok etkilendiği bir şey bu. Biz çünkü doğaya çok aşık bir çiftiz. Doğaya da hizmet ettiğimiz, geleneksel işlenen bir kumaş ve boya sistemiyle, çocuklar için çok güzel ve çok sağlıklı, doğaya dost şeyler yaptık. Nisan başında herkes ile buluşacak.
W.S.: Romantik Komedi serisinin devamı gelecek mi?
B.K.: Hayatımda en çok duyduğum sorulardan biridir😊 Çünkü çoktan devamı gelmesi gerekirdi. Çok güzel, kimyası tutmuş bir ekipti ve herkes birbiri ile gerçekten eğleniyordu. Sette eğlenilen işler ekrana da yansıyan işler oluyor. Herkesin hayatı çok değişti, çok dönüştü. Aslında birkaç kere bir araya gelmeye çalıştık, kaç kere bu konuda anlaştık sözleştik. Fakat bazı aksilikler oldu bizim elimizde olmayan şeyler. O kadar kalabalık bir ekibin müsait olduğu bir zaman yaratmak zor oluyor. O vakti yaratınca başka şeyler olmuyor. 3 bölüm değil aslında 13 bölüm yapabileceğiniz bir proje bu.O zaman Instagram yoktu mesela. Pandeminin başıyla şimdiyi düşün. Hayatlarımız o kadar çok değişiyor ki düşüyoruz, kalkıyoruz, ağlıyoruz, gülüyoruz ve kalabalıklaşıyoruz. Onun için o kadar çok mevzu var ki orada kızların konuşacağı, hepsini beraber yaşayacağı. Ben de olsun çok isterim. Çünkü senaristlerini çok seviyorum. Onlar da bu işi çok seviyor. Bilmiyorum belki bir gün olur. “Romantik Komedi” ekranda her yayınlandığında, ben anlıyorum. Çünkü mesaj kutum doluyor, her yerden bir sürü telefon geliyor. Gerçekten senin dediğin gibi her canın sıkıldığında takıp izleyip kafam dağılsın dedirten iş yaratmak zor, bunu değerlendirmek gerekir.
W.S.: Takıntılarınız var mı?
B.K.: Büyük takıntılarım yok çok şükür. Annelik anlamında da takıntılı birisi değilim. Ama her şeyi kullanmadan yıkama gibi bir şeyim var. Yeni bir şeyin paketini illa ilk ben açayım, ben dokunayım gibi bir takıntım var. Ve alışverişte her şeyin en öndekini değil de en arkadakini ya da ortadakini alırım. Saçma ve gereksiz hareketler bunlar bence ama vazgeçemiyorum bir türlü.
W.S.: Evde kimin sözü geçiyor😊? Dominant yapınız var?
B.K.: Görünüşte öyle gibi. Ama hiç ona katılmıyorum. Ben eşimi üzmeyeceğim, onun da mutlu olacağı ya da kızmayacağı onun da dahil olacağı kararlar alırım hep. Başka türlüsü tek taraflı olur. Ben sadece kendi mutluluğuyla yaşayan biri değilim. İnsan birini idare ediyorsa birisini sevdiği için o mutlu olsun diye yapıyorsa, o bir yerde patlar. Hiç inanmıyorum ona. O yüzden kimse de benim için bir şeye katlansın, sussun ya da sırf ben mutlu olacağım diye bir şey yapsın / yapmasın böyle bir şeyi asla istemiyorum. Ben bunu eşime de ilişkimizin en başında söyledim. Ara arada hatırlatıyorum. Genelde evi ve ilişkileri planlayan kadın oluyor. Kültürümüzde de bunun lafı var. “Yuvayı dişi kuş yapar” diye. Birazda vaktimde müsait yine de o ne der o mutlu olur mu diye düşünmeden asla bir şey yapmıyorum. Ama her şeyi konuşarak yaşadığın bir dünyada ben onun üzerinden yük alıyorum desem daha doğru olur bence.
W.S.: Sizi hangi rolde görsek çok şaşırırız?
B.K.: Bilmiyorum o soruyu size sormak lazım. 😊 Ben her işte farklı rolleri oynamayı istiyorum. Kötü bir kadını ya da dengesiz bir kadını… Mesela ben tiyatroda hep komedi oynadım. Sadece tiyatroda beni izleyen izleyiciler biliyor bunu. Televizyonda da hep ağır dramalar da oldum. Aslında hepsinden var bende hepsini oynarken çok zevk alıyorum. Ama çeşitlilik çok tatmin edici bir şey oluyor tabii ruhun için.
W.S.: Hangisinin rolünden çıkamadığınız oldu? Yani bittikten sonra hani onu oturup düşündüğünüz hangisi oldu?
B.K.: “Elveda Derken “çok dramatik bir işti. Orada ki kızın çok üzücü bir hikayesi vardı. Bir türlü mutlu olamayan. Hani kadersiz mi derler? Oradaki Zeynep’in hikayesi beni çok yorup çok yıpratmıştı. İş iki sezondu. Onu çok ağır taşıdım. Neredeyse her gün ağladığım bir sahne olan bir setti.
W.S.: Sanatçıdan dost olur mu gerçekten?
B.K.: Tabii ki! Yani ünlü olmayı hazmedememiş biriyle dost olunur mu başka bir konu eğer onu demek istiyorsan? Sanatçı bir şeye yeteneği olan toplumda kabul gören kişidir. Sanatçı kavramını böyle tanımlarsak yani… Zaten sosyal olmadan sağlıklı olamaz kimse. Yalnızlık başka bir kafa gerçekten yani bazıları kendi içine kapanıp kendini herkesten soyutlayıp, insanlardan kaçıp, şöhrete kaptırabiliyor. Bunu çok sağlıklı bulmuyorum tabii Ama herkesin yaşam tarzı sonuçta. Başkalarına zarar vermediğin ölçüde her şeyi yapabilirsin bence. Ünlü dostumuz var mı? Çok fazla. Bu biraz insanın ailesi ve yetişme tarzıyla alakalı galiba.
W.S.: Eşiniz ile nasıl tanıştınız?
B.K.: Yıllar önce zaten onların programına gitmiştim. O zaman tanışmıştık. Ama merhaba teşekkürlerdi diyaloğumuz sadece. Sonraki sekiz yılda da hiç karşılaşmadık bile. O zamanı sonradan konuşuyoruz tabii 😊 “Orada tanışıp ne güzel eğlendik teşekkürler iyi akşamlar”. İlerleyen zamanda 8 yıl sonra bir film galasında karşılaştık. O filmin yapımcısıymış hatta Fırat ben hiç bilmiyordum. Yanımda ki arkadaşım “gel, Fırat’ı tebrik edelim” dedi. “Aaa Fırat Kim dedim hatta bende “sonra bir gittik aa o Fırat o Fırat’mış😊 O arada hayatlarımız çok değişmişti çok dönüşmüştük. İkimizde evlenmişiz ayrılmışız. O zaman yine aramızda bir şey olmadı da ondan çok sonra bir reklam işi için mesajlaşmaya başladık, baktık mesajlar uzadı biz yüz yüze konuşalım diye buluştuk bir daha da ayrılmadık.
W.S.: Evde sanki gizli gizli yoga – pilates yapıyormuşsunuz da bizlere söylemiyor gibisiniz😊 Gizlediğiniz güzellik sırlarınızı açığa çıkartalım mı?
B.K.: İnan öyle yapsam hiç gizlemem😊 Göğsümü gere gere paylaşırım. Yapamadığım tek şey diyebilirim. İstikrarlı bir şekilde yoga, meditasyon, spor hiç öyle şeyleri yapamıyorum. Çok başladım ama devam ettiremiyorum. Sadece hamilelik döneminde doğuma 2 3 gün kala bile hala yüzüyordum ve spor yapıyordum. Bu yüzden doğumdan 15 gün sonra hiç kilom kalmamıştı ona çok şey borçluyum. Yapı olarak çok kilo alan bir yapım yok. Ama tabi yaşla beraber hiç spor yapmağım için gevşediğimi hissediyorum. Yaparsam da hiç gizlemeyeceğim. 😊 Meditasyon değil de çok dua ederim, namaz kılarım ama iyi gelen şeyleri de ara ara yapmaya çalışırım. Bağ bahçeyle uğraşmak, çiçek yetiştirmek gibi şeyler bana çok iyi geliyor. Toprağa dokunmak ya da hamur – ekmek yapmak bana çok iyi geliyor. İlla oturupta “hımmm” diye meditasyon yapmam😊 herkesin meditasyonu gerçekten başka bir şey.
W.S.: Bir röportajınızda “Annelik ömür boyu vicdan azabıdır” demiştiniz. Anne olduktan sonra Burcu Kara nasıl birisi oldu?
B.K.: Gerçekten öyle. Buraya geleceğim evden çıkıyorum, ne yapacak? ne yiyecek? öyle olur mu? böyle olur mu? ben kaç saat sonra gelebilirim bugün? Ben olmadığım için eksik kalacak mı? aman şunu doğru mu yapıyorum yanlış mı yapıyorum? şu anne şunu yapıyormuş bak şuraya gönderiyormuş ben hiç duymamıştım, ayakkabı çok rahatmış bak ben işte onu görmemiştim gibi binlerce soruyla yaşıyorsun. Çok hastalıklı bir durum bu gerçekten. Bence 10 yaş 20 yaş 30 yaş kaç yaşına gelirse gelsin hiç değişmeyecek, ömrün bitene gözün kapanana kadar sürekli endorfin veriyorlarmış gibi ‘güp güp güp’ atan bir kalp, sürekli kendin dışında ikinci bir kalp varmış gibi bir şey.