Bir çok markaların tasarımcılığını yapan Ayşe Brav, kendi moda dünyasını ve sanat hayatını Women’s Style okuyucularına anlattı.

Women’s Style: Boğaziçi Üniversitesinde Kimya Mühendisliği ve Kamu Yönetim bölümünden mezun oldunuz. Neden moda dünyasını seçtiniz?

Ayşe Brav: Bir kere şöyle bir şey var. İnsanlar okurken, eş seçerken de kodlanıyoruz. Neye göre kodlanıyoruz? Okuyacaksın, evleneceksin, çocuk sahibi olacaksın gibi kodlarla büyüyoruz. Bütün çevremizde de öyle. Bende iyi ve başarılı bir öğrenciydim. Hep hani şey vardır ya Fen Bilgileri kuvvetli Matematiği kuvvetli çalışkan iyi öğrenciler mühendislik okumalı. Ben Boğaziçi Kimya Mühendisliğini seçtim. Fakat Kimya Mühendisliği okurken bir şey fark ettim ki ben mühendis olmayacağım. Çünkü Kimyagerlik ile Kimya Mühendisliği arasında fark var. Temel mühendislik dersleri alırken inşaat mühendisiyle 2 sene aynı dersi aldım. Fakat dedim ki ben mühendis olmayacağım Kamu Yönetimi dersleri de aldım. Ve mezun oldum. Mezun olduktan sonra Güneri Cıvaoğlu ile stajımı tamamladım. O zaman kendisi Milliyet Gazetesinde yazıyordu. Güneri Cıvaoğlu ile çalışırken, bir davette Mustafa Taviloğlu ile karşılaştım. Bana dedi ki “ Ben Güneri’den de seni görüyorum. Sen çok zeki bir kızsın, niye tekstil yapmayı düşünmüyorsun?” O zaman modacılığa hep bir merakım vardı. Babam özel zevkli bir adam, annemde öyleydi. Ve alakam hep vardı çocukluğumdan beri, ama zeki kadın işi gelmiyordu bana, Türkiye’de moda okulu yoktu. Moda okumak için yurtdışına gitmek gerekiyordu. Ben Mustafa Taviloğlu’nun büyük ısrarları ile çokta memnun değildim gazetede çalışmaktan Güneri Bey ile ilkokulun moda okulum Mudo oldu. Mustafa Taviloğlu’ndan çok şey öğrendim. Türkiye ilk spor kıyafetleri yapan adam, Fitaş Sineması’nda 12 metre kare bir yerde Jean satmaya başlamışlar. Ramazanda pide kuyruğu gibi kuyruk olurmuş. Ciddi söylüyorum. Mustafa Bey’den çok şey öğrendim. Vizyon öğrendim. Bende de varmış demek bir şey, FIT ‘de 6 ay moda pazarlama eğitimi aldım. Bu işte kendimi çok yetiştirmek istedim. Ve çokta doğru bir seçim yaptığıma inanıyorum. Bence kadın erkek dünyada ki en büyük lüks ne diye sorarsan bana sevdiğin işten para kazanmak derim. Çünkü insanların mutsuzluğun en önemli sebebi sevmediği insanla evli olmak, alt menfaatlerle ve sevmediği işi yapmak. Çok memnunum işimden. 8 kere 10 kere dünyaya gelsem yine bu işi yaparım.

W.S: Zara, Gap, Banana Republic gibi bir çok markalara tasarım geliştirdiniz. Modanın insan psikolojisi açısından avantajları ve dezavantajlarından bahseder misiniz?

A.B: Ben Türkiye’de ilk tasarım ofisi açanlardanım. Ve yetenekli çocukları bünyemde topladım. Benimle beraber 22 tasarımcı çalıştı. Şimdi modanın tabi ki tüketilmek üzere yapılmış. Fakat şöyle bir şey oluyor. Sosyal Medya ile televizyonla insanlara o kadar moda diretiliyor ki doğru olmayan şeyleri giyen insanların demode olduklarını çağın dışında kaldıkları iltibası insanlara çok fazla yükleniyor. Bu nu yapamayanda kendini kötü hissediyor. Modanın psikolojik olarak kötü yanı bu. Modaya erişemeyen ya da modayı bünyesinde sokamayan insanlar psikolojik olarak kendini kötü hissediyor. Hatta genç kızlar arasında özellikle rekabeti de bırakın erişebilmek için moda bir telefona moda bir çantaya çok kötü şeyler yaptığına biliyoruz. Bir de kadınlar arasında ciddi bir rekabet yaratıyor. Benim Bottega’nın yeni modeli onda var bende yok. Servet ödüyorlar. Hermes Birkin çantaya ya da bir sürü şeye servet ödüyorlar. Erişemeyen durumu olamayanlar arasında ki rekabette onda var bende niye yok hali. Sonu yok bunun. Benim hayatta en beğendiğim kadınlara bakarsanız biraz kendi modasını yaratmış kadınlar. Modadan detayları alıp kendi tarzının için de yorumlamak.

W.S: Aktif olarak kullandığınız Youtube kanalınız var. Sosyal medyayı aktif olarak mı kullanıyorsunuz? Sosyal medyanın modanın üzerinde ki etkisi nedir?

A. B: Şöyle bir şey yapacağım. Biz fox TV’de bir program yapıyorduk. Bizim o programımız 6 sezon 3 sene sürdü. Başarılı olmasının en önemli sebebi tabi ki de biz çok uyumlu bir üçlüydük. Raşit, Gül ve ben, fakat bizim o programda başarılı olmamızın en önemli sebebi, birincisi insanlarla gayet seviyeli kimsenin psikolojisini bozmadan ve kimsenin ne fiziksel özelliğiyle ne de sahip olup olmadıkları ile hiçbir şekilde haddemizde değil zaten dalga geçmeden insanlara sadece öğretmekti. Bunu çok işlediğini gördük. İnsanlar gerçekten, apartman görevlisinin çocuğundan profesörün çocuğuna kadar ya da bir sanayicinin çocuğuna kadar onların eşlerinden insanlar aslında konuları da bu değil ve bilmek zorunda da değiller. Neyin ne ile giyinileceğine nasıl giyileceğine ve nerede ne giyineceğini bilmiyorlar. Bu bazen bakıyorsunuz doğum gününe giderken düğüne gider gibi giyiniyor ya da bir davete giderken yılbaşı ağacı gibi olabiliyor. Yani dolayısıyla bilmek zorunda da ama öğrenmek istiyor. Ben bunu zaten çok ciddi misyon edindim kendime. Kendinizi çok iyi hissettiğiniz günler vardır. İnsanlar bazen şey derler ne güzelsin bugün. O gün mutlaka giydiğiniz renk sizin renginizdir. O da sizi yukarı taşır ve iyi hissettirir. İş görüşmelerinde imaj çok etkilidir. İş görüşmesi adabına uygun olması lazım. Ütülü kıyafetler önemlidir. Her zaman kılığınız kıyafeti düzgün olan kazanır. Dolayısıyla Youtube kanalımda bunları anlatmak istiyorum. Nasıl giyilmesi gerekiyor? Neler yapmalılar? İmajınız önemli o yüzden. Yılbaşından sonra devam edecek. Sosyal medya da instagramı kullanıyorum. Ayşe Brav sitem var orada ve Trendyol’da kıyafetlerimi satıyorum. İnsanlara nerede neler sattığımı göstermem lazım. Ben sosyal medyayı daha çok bu amaçla kullanıyorum. Sosyal medyanın günü seçimlerde bir sürü şeylerde görüyoruz. Sosyal medya artık çok güçlü hale geldi. İnsanların iletişimi açısından, gençler özellikle çok doğru kullandıkların da çok faydalı.

W.S: 2020 modasında bizi neler bekliyor? Bize biraz bahseder misiniz?
A. B: 2020 modasına çalışıyorum. Danışmanlık yaptığımız firmalar var. Bohem tarz bu yaz çok var. Birçok marka Etro gibi markalar çok güzel bohem ve etnik kullanmışlar. Bayıldım ben. Bohem çok fazla olacak. Çiçek çok fazla var. Kışın da koyu zeminler üzerine çiçekler var. Yazın ise açık zeminler üzerine çiçekler var. Artık çok fazla dikkat ederdik. Çizgili giyiniyorsak kareli giymeyim. İçinde ki renkler birbirlerine uygunsa kareliyle çiçekli bile çizgiliyle kareli bile çok rahat kullanılabiliyor. Valla şal desenler çok fazla var. Birde floresan renkleri de göreceğiz. Batik modası tekrar çıkıyor. Bazı modacılar çok güzel kullanmış bazı şeyleri. Beyaz gömlek hiç olmadığı kadar var. Fisto ve danteller çok fazla var. Ben çok beğendim. Güzel bir yaz bizi bekliyor.

W.S: Kendi tasarımlarınız dışında hangi markaları takip ediyorsunuz?
A. B: Var. Ben biraz maskülen giyinen bir kadınım. Çok süslü kız çocuk süslü kadında olmadım. Ben bu sene değil de çok uzun sene İsabel Marant’ı çok beğenirim. Onun gömleklerini çok fazla beğenirim. Celine düz kadındır. Onu da çok beğenirim. Son zamanlar da Saint Laurent’i Yves Saint Laurent değil de Saint Laurent olduğundan beri çok beğeniyorum. Daha ucuz günlük markalarım ise Cos’u beğeniyorum. Ben pazardan da bir şeyler alırım. Ben mesela Beşiktaş pazarından bir şey alıp onu marka bir şeyle kombinleyebilirim. Hiç takıntılarım yoktur. Şu olmalı bu olmalı, ne beğenirsem onu alırım. H&M’de olur Zara’da olur. Ne beğenirsem nerede beğenirsem onu alırım. Yeter ki siz kombinlemeyi bilin. İçime sinsin o kadar. Bir çok markayı da siz giydiremezsiniz. Versace’yi giymem. Onda da iddialı konuşmamak lazım. Kendi tarzıma uygun her şeyi alırım.

W.S: Tasarımlarınızın oluşumundan bahseder misiniz?
A. B: Herkes bir kere o trendler WCSM’den başka gelen raporlardan. O senin renklerini trentlerini görüyorsunuz. Bu sene etnik moda olacak görüyorsunuz. Ondan sonra onu kendinize göre yorumluyorsunuz. Herkesin yorumu başka oluyor. Biz mesela çok ciddi T shirt yapıyoruz. Ben daha fason hiç yapmadım. Hep kendi tasarımlarımızı yaptık. Çok ciddi grafik yapıyoruz. Mimar Sinan’dan Marmara Üniversitesi’nden grafikçi arkadaşlarımız var. Yarattığımız grafikleri biz desenlerimizde kullanacağımıza kendimiz yapıyoruz. Hazır desen hazır grafik kullanmıyoruz. Özgün tasarımlar ortaya çıkıyor. Ben 2 ayda 1 Güney Kore Seul’e gidiyorum. Çünkü moda da çok ilerideler.

W.S: Güney Kore keşfiniz nasıl oldu?

A.B: Kore’yi şöyle keşfettim. Çalıştığımız alıcı bana Kore’den çok etkilendiklerini. Çünkü Kore’nin çok modanın önünde olduklarını, 2 sezon sonra buraya geliyor. Yerel Tasarımcılar beni çok etkiledi. Çok entresan bir yer. Ben dünyayı çok geziyorum. Zaten Zara ile çalışıyorum. İspanya’ya çok gidiyorum. Ar – Ge içinde Uzak Doğu, Çin ve Shanghai çok geziyorum. Ve oralardan çok etkileniyorum.

W.S: En yakın arkadaşınız kimdir? Moda konusunda dedikodularınız oluyor mu? 
A. B:
Oluyor tabi benim her segmentten arkadaşım var. Efendime söyleyeyim tiyatrocu, ressam çok ciddi arkadaş grubum var. Kimi si para biriktirir kimisi, koleksiyonerdir, kimisi pul biriktirir ben çok insan biriktirmişim. Zengin değilim. Öyle koleksiyonlarım filanda yok. Ama çok arkadaşım var. Çok dostum var. Fakat hepsinin moda bilgisi ve zevki bir değil. Moda bilgisi ve zevki kuvvetli arkadaşlarım var. Ayşe Nur Aksoy var çok zevkli buluyorum. Tuba Coşkun’u da çok zevkli buluyorum. Benim kardeşim modacı. Elif Mısırlı. Elif ile böyle şeyler konuşuyoruz. Bazılarına gardırop yapmaya gidiyorum. Gülben Ergen’in mesela bütün dolabını indirdim. Bir sürü şeyini attım. Bunu bununla kombinle gibi düzenlemelerimi yaptım. Onun zevki taşlı ayıcıklı şeyleri çok seviyor. Ben de sevmiyorum. Dolap detoksu yaptım.

W.S: Vatan Gazetesi’nde uzun yıllar köşe yazarlığı yaptınız. Düşüncelerinizde böyle bir çalışmayı başka gazetede devam ettirmek var mı?
A. B: Önce Sabah Gazetesi’nde Dinç Bilgin zamanında 9 sene yazdım.” İlişki Cadısı Ayşe” diye köşem vardı. Kadın erkek ilişkileri, şehirde olan komik enteresan hadiseler yazıyordum. Aynı zaman da Time Out dergisinde yazı yazıyordum. Sonra da Sabah satıldı el değiştirdi. Rahmetli dergilerin efendisi vardır. Dergilerin efendisi meşhur Ercan Arıklı haftalık dergisini çıkarıyordu. Bana People sayfalarını yapar mısın dedi? Vatan grubu ile tanışmam öyle oldu. Haftalık dergisinde önce yazmaya başladım. Sonra Ercan ağabey vefat etti. Haftalık bir müddet özgür götürdü ama olamadı. Devam edemedi. Ben Vatan Gazetesinde yazmaya başladım. Moda sayfaları, hayat sayfaları, insana dahil şeyler yazdım. Artık Türkiye’de medya çok değişti. Bizim tanıdığımızda zaman ki gibi değil. Ben inşalara Youtube’dan kendi bloğum da yazmaya başlayacağım. Kendi internet sitemde orada hem tavsiyeler vereceğim. Haftalık yazılarım olacak. Yılbaşından sonra daha aktif hale getireceğim.

W.S: Hobilerinizden bahseder misiniz?
A. B: Ben sporu hiç sevmiyorum. Doktorum sürekli kolesterolüm yüksek yürümem gerektiğini söylüyor. Biliyorum bunu söylemekte çok kötü. Ama yaşam biçimim değil. Ben sporun yaşam biçimi olduğuna inanıyorum. Hayvan çok seviyorum. Her daim köpeğim oldu. Çocukluğumdan beri 16 sene yaşadılar öldüler yenisi alındı. Hayvanlar en büyük hobim. Bayılıyorum. Bizler çünkü onlara ev açmak imkan sağlamak zorundayız. Barınaktan alıyorum. Asla para vermiyorum. Sonra, barınaklara ve sokak hayvanlarına çok yardım ediyorum. Ben çocukluğumdan beri hayvan besliyor ve bakıyorum. Benim babam avukat aynı zaman da çiftçi, ben hayvanlarla büyüdüm. Ben Manyas’ta büyüdüm. Manyaslıyız. Çerkeziz. En övündüğüm şeydir. Bu benim için çok özeldir. Çerkezlikle çok övünürüm. Çerkezler inanılmaz efendidir. Çok düzgündür. Bir istisnası yoktur. Anayasasında yoktur. Yani 4 kuşak gerisi ya da ilerisi ile akraba evliliği yoktur. Güvendik evimizi aştık. Bir terstlik olmasın diye düşünürler ve inanılmaz medenidirler. Türklüğüm ve çerkezliğim ile çok övünürüm. Milliyetçiyimdir. Sosyalistimdir aynı zamanda, bayrağımı hiç indirmem. Kırmızı çizgim Türkiye Cumhuriyeti’dir. Çok duyarlıyımdır. Cumhuriyet için bir an düşünmem, feda ederim kendimi.

W.S: Çalışkanlığınız ve güzelliğiniz ile dikkat çekiyorsunuz. Enerjinizi nasıl sağlıyorsunuz?
A. B:
Burada benimle çalışan arkadaşlarım, ben 50 yaşındayım. Onlar benim yarı yaşımdalar, benim kadar enerjik değiller. Ben mesela, Kore’ye gidiyorum. 4 gece kalıyorum. 10 da çıkıyorum. Gece pazarı var orada sabah 3 – 4 gibi dönüyorum. Sabah 10 da tekrar çıkıyorum. Ben 6 saatten fazla uyumam. Ben birkaç işi bir arada yapıyorum. Çalışmayı ve üretmeyi çok seviyorum. Ben birilerine faydam olunca çok mutlu oluyorum. Çok insan yetiştirdim. Bildiğiniz bir sürü modanız benden çıktı. Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği ile çalışıyorum. Arkadaşlarımı grupluyorum. Bir kurban keseceğimize, 2 – 3 ayda 1 3 tane 4 tane akülü araba alıyoruz. Onu organize ediyorum. Çocuklara bir kere gitmenizi tavsiye ediyorum. Benim zihniyetim bu ben huzur buluyorum.

W.S: Ayşe Brav ile bir gün nasıl geçiyor?
A. B: çok çalışıyorum. Hayatımın çoğu çalışarak geçti. Çok sosyalim çok arkadaşım var. Hafta sonları sinemaya çok gidiyorum sanatı çok seviyorum. Sanatçı dostlarımın oyunlarına çok gidiyorum. Çok yetenekli oyuncularımız var. Yemek yemeği çok severim. En çok sevdiğim yemek kebap. Hamur işi de tükettiğim oluyor. Akşam yemek yemiyorum. Ben saat 6’dan sonra bir şey yemem. En fazla meyve yerim. Yani ayva mesela kışın inanılmaz tok tutuyor.

Ayşe Brav ile kısa sorular:

W.S: Etek tercihiniz nasıldır? Mini mi uzun mu?
A. B: kışın muz çoraplar ile mini etek giyiniyorum. Kocaman kazaklar çizmelerle çok seviyorum. Etek seviyorum. Dantel etekleri de seviyorum. Tütü etekleri de giyiniyorum bol kombinlerle.

W.S: En sevdiğiniz renk?
A. B: Siyah

W.S: En son hangi kitabı okunuz?
A. B:
Burcu’nun Süreya Kuaför Salonu Şebnem Burcuoğlu kitabını okudum. Hayatımda okuduğum en güzel kitaplardan biriydi.

W.S: Takip ettiğiniz dizi(ler) var mı?
A. B:
Var. Bir kere bu ara Netflix durumumuz var. İnanılmaz diziler var. Ben gerilimi çok seviyorum. Yapımcı çok yakın arkadaşlarım var onların dizilerini izliyorum. Yasak Elma Nesrin Cavadzade’yi giydiriyorum. Onu izliyorum. Mucize Doktor dizisine bayılıyorum. Fatih Aksoy’un dizilerini izliyorum. Karısı da çok yakın arkadaşım. Yapımcı arkadaşlarıma söz veriyorum. Hepsini izliyorum. Seyredemediğimde kayıt edip izliyorum.

W.S: Yaz mı kış mı?

A. B: Kesinlikle yaz mevsimi

Ara başlık : Benim kırmızı çizgim Türkiye Cumhuriyeti’dir.

Ara başlık : Çerkezlikle çok övünürüm.

Röportaj: Ecem Saral Duran