Aklımda deli sorular

Telefonuma gelen WhatsApp mesajları Meksika dalgasını andırırken, bütün kızlar “ilk söyleyen” olmanın gururunu, sohbetlerde “ben olmasaydım o biletleri hayatta alamazdınız” demenin keyfini yaşamak istercesine yazıyordu; Tarkan biletleri çıkmış!

Biz geçen yıl son kez gitmemiş miydik Harbiye Açıkhava’ya, diye düşündüm. Tarkan’ı Harbiye’de son kez izliyor olmanın hüznüyle eşlik etmemiş miydik şarkılara! Tuhaf, hiç bir şey olmamış gibi devam ediyor konserler. Ama iyi ki de devam ediyor.

Kızların en ön sıralarda yer bulma telaşı bilet fiyatlarını öğrendikten sonra yerini “aslında arka sıralarda izlemek çok daha güzel” tesellisine bırakıveriyor.

Bilet arama telaşını bir kenara bırakarak düşündüm, neden böyle? Neden bu kadar zor, neden bu kadar pahalı, neden bu kadar az?
Çünkü burası İstanbul!..

Her kültürden milyonlarca kişinin yaşadığı, dünyanın en büyük şehirlerinden birisi burası. Ama gerçek anlamda konser izlemek için elimizde sınırlı sayıda (o da yarın olup olmayacağı belli değil) yer var.

Her dönem bir takım konser alanları (Kuruçeşme gibi) çıkıyor olsa da, Harbiye etkisi yaratan yok. Çünkü devamlılığı yok ve konser için planlanmamış. Dolayısıyla o ruh oluşmuyor.

Gülhane Parkı Şenlikleri vardı benim çocukluğumda, o zamanın Tarkanları bile sahne alırdı orada. İnsanlar sabah erken saatlerde parka gider, hayvanat bahçesini gezer, piknik yapar, konserleri izler ve evine dönerdi. Rumeli Hisarı vardı, orada sahne almak da orada izlemek de ayrıcalıktı. Sayıları artacak diye beklerken birer birer yok oldular.

Ülkenin her yanında futbol stadyumları yapılırken insan düşünmeden edemiyor, neden böyle konserler için de açık ya da kapalı alanlar yapılmıyor, diye.

Farkında mısınız, ülkedeki hemen hemen tüm açıkhava konser mekanları eski tarihli, hatta birinci derece tarihi eser. Aspendos, Efes Antik Tiyatro, Bodrum Antik Tiyatro, Harbiye Açıkhava, Rumeli Hisarı… Hepsinin ambiyansı çok farklı, deyim yerindeyse büyüleyici. Konseri izlerken oluşan havanın, akustiğin yanında gökyüzündeki yıldızlar bile daha farklı oluyor sanki. Binlerce yıl öncesinde insanlar bu sıralara oturup oyunlar izlemişler, kültür-sanat konuşmuşlar, eğlenmişler. Bizim yarına bırakacağımız bir tiyatromuz, 150 sene sonra başına “antik” gelecek bir konser alanımız var mı?

Çok daldan dala oluyor belki ama tüm bunları düşünürken merak ettim; o dönemlerde kimi dinliyorlardı acaba? Tarihte antik tiyatrolarda daha çok tiyatro gösterileri yapıldığını biliyoruz ama şarkı söylendiğine dair çok fazla hikaye dinlemedim, okumadım.
Sunay Akın’a sorulacak sorular arasına not edelim; antik tiyatrolarda şarkı söyleniyor muydu, söyleniyorsa o dönemlerin starları kimlerdi?

Ben, bir biletten antik dönemde kim şarkı söylüyordu acaba sorusuna giderken yoğun bir mesaj trafiğinin ardından bizim biletler alınmış bile. Artık “hava nasıl olacak” ve “ne giyelim” safhalarına da geçebiliriz.

Ama rica edeceğim bari bu yıl “konser bittikten sonra 1 saat beklesek Tarkan sahneye çıkıp bizlerle fotoğraf çektirir mi, Ayten kızımız beklemiş hatta birlikte şarkı da söylemiş, belki bizimle de söyler” bahsini açmayın.

Müziğin tadının damağınızda kalacağı sıcacık bir dönem olsun…